Siyasal İkna

Siyasal ikna, demokratik toplumların siyasal iletişiminin olmazsa olmaz parçalarından biridir.Siyasal iletişimin temeli ise belirli bir hedef kitleyi, zor kullanmadan yönlendirme, oy verme konusunda fikirleri üzerinde etki yaratmak sürecidir.Bu süreç adayların ya da partilerin bazı kamuoyu araştırmaları ile gündemdeki problemlerin bilincinde olmak, seçmen profilini çıkarmak olarak da bilinir. Siyasal ikna süreci dikkatle hazırlanan araştırmalar ışığında şekillenir.

Böylece, iktidar için yarışan siyasi parti, seçmenini hem demografik hem de sosyopsikolojik olarak analiz ederek tanımakta ve seçmenin hangi konuda hassas olduğunu, siyasi parti ya da adaydan ne beklentiler içinde olduğunu anlayarak buna göre bir seçim planı hazırlıyor, aday veya siyasi parti bu hazırlanan seçim planına göre hareket ediyor.

Siyasal İkna Ve Propaganda

Günümüzde demokratik toplumlarda, hem bireylerin hem de kamuoyunun yönlendirilmesi, zorlayıcı ya da şiddete başvurmadan çeşitli ikna yöntemlerinkullanılmasıyla hayata geçirilmektedir. Siyasal İknada temel oy potansiyeline sahip seçmenlerde oy verme eğilimlerinde etkili olarak yönlendirmektir. Böylece, ikna süreci sürecini en iyi şekilde değerlendiren siyasi parti en etkili seçim kampanyasını yürüterek iktidara gelme şansını artırmış olur.

Bu seçim sürecinde siyasi partiler tarafından kullanılan en etkili araç ise propagandadır. Propaganda bazı kaynaklarda “toplumun görüş ve davranışını, kişilerin belirli bir görüşü, belirli bir davranışını benimsemelerini sağlayacak biçimde etkileme girişimi” ya da “bir kanaat veya aksiyonda, yardım veya dayanak kazanmak için harcanan sistematik bir çaba” olarak geçmektedir.Propaganda olumlu ya da olumsuz tanımlarla karşımıza çıkabilir.

Siyasi partiler, seçmen kitlesinin oy verme olgularını kendi partileri lehinde yönlendirmeye çabalar iken çeşitlilik gösteren reklam kampanyaları ya da propaganda yöntemlerini en etkili şekilde kullanır. Propaganda ve ikna, birbirini tamamlayan iki önemli kavramdır.

Siyasal İkna Unsuru Olarak İkna

Siyasi bir iletişim kelimesi olan vaat kavram olarak ele alındığında, oy verme potansiyeline sahip seçmenleri analiz ederek oy verme konusunda seçmeni partinin lehinde oy kullanmaya yönlendirme unsuru olarak karşımıza çıkar. Seçim kampanyalarında verilen vaatlerin, gerçek ve etkileyici olabilmesi için birkaç koşullar ortaya çıkar. Bunlar: Verilen vaatlerin hedef kitlesi önemlidir. Vaatler hem bireye hem de kitleye hitap etmelidir. Vaatlerin nasıl gerçekleşeceği açıklanmalıdır. Verilen vaatleri gerçekleştirecek aday seçilmesi durumunda vaatlerin altından kalkabilecek şekilde olmalıdır. Aday seçim planını oluştururken, sadece siyasi koşulları ve buna bağlı talepleri değil, kendi uzun dönem sürecek siyasi hayatını da göz önünde buldurmalıdır. Son olarak vaatlerle ilgili olarak söylenecek bir başka konu ise, vaatlerin gündemi meşgul eden sorun ya da problemlerle örtüşmesi gerektiğidir.

 

Siyasal Reklam

Siyasal reklam, günümüz reklamcılığının önemli bir kolunu oluşturmaktadır. Ticari reklamcılığın siyasete uygulanması sonucu toplumda işlev kazanmış olan siyasal reklam, özellikle seçim zamanı seçim kampanyalarının olmazsa olmazı olarak görülür. Demokratik olarak yönetilen ülkelerde parti ya da adaylar seçmenlerden güven ve destek isterler. Bu desteği sağlamak için bir takım ikna edici mesajlar iletmeleri gerekir.

Hedef bir partiyi ya da adayı oy potansiyeli yüksek seçmene tanıtmak, diğer parti ve adaylar arasındaki farkların altı iyi çizilerek ayrıldıkları yönleri belirtmek ve seçimi kazanmak olunca, siyasal reklam önem arz eden bir olgu olarak ortaya çıkıyor.Ülkemizde ise siyasal mesajları aktarmak için radyo, televizyon ve yazılı basın gibi araçlardan, belirli bir süre yeterince faydalanılmamıştır.

Siyasal Reklam Türleri

Siyasal reklam vurguladığı konu üzerine kendi arasında ayrılır. Bunlar:

İdeolojik reklam: Seçmeni siyasal parti ya da adaya oy vermesi yönünde ideolojik fikirler belirten reklamlardır.

Partizan reklam: Bir adayın bağlı olduğu siyasi partiyle olan ilişkisini vurgulayan ve adayı siyasal parti ile özdeşleştirmek için yapılan reklamlardır.

Simgesel reklam: Duyularla ifade dilenemeyen durumu somut halde kültürel göstergelerin, fenomenlerin ve mitlerin kullanıldığı, seçmeni ikan etmek için kahramanların ve kötü profillerin kullanıldığı reklamlardır.

Yardımsever önder imgesi: Adayın ya da adayların kişilik özellikleri üzerine yoğunlaşılarak, adayı siyasal bir imge hali getirilerek seçmenlere sunulduğu reklamdır.

Gelecekteki siyasalara ilişkin tercih: Adayların vaatlerinin anlatıldığı, adayın geleceğe dair planlarını yapmak istediği projeleri detaylı bir şekilde sunduğu, adayın siyasi tarzını gösterdiği ve adayı diğer adaylardan farklılaştırma amacı güden reklamlardır.

Geçmişe dönük siyasal icraat: geçmişte yapılan hizmetleri anlatan, seçmenlerin hafızalarını tazelemesi için geçmişte yapılan işleri referans göstererek daha iyi işleri yapabileceklerinin algısını oluşturmaya çalışan reklamlardır.

Siyasal Reklam Ve Propaganda Farkı

Propaganda insanı eyleme geçirme konusunda, siyasal reklamla ortak amaçları olduğunu göstermesi, kolayca iki kavramın aynı anlama geldiği yanılgısına düşürebilir. Siyasal reklam ve propaganda kullandığı benzer yöntem kullanmalarına rağmen aralarında önemli farklılıklar bulunur. Propaganda bireye değil gruplara yönelik fikirlerini doğrudan değiştirmeye yönelik bir süreç izlenir. Siyasal reklamda ise daha çok birey göz önüne alınarak, çeşitli psikolojik, fizyolojik ve bilinçaltı faktörlerin etkisi kullanılarak kişiyi oy verme konusunda etkiler. Diğer bir deyişle propaganda dışsal bir dayatma iken siyasal reklam içsel bir ikna metoduna dayanır.

Sözlü İletişim

Sözlü iletişim görsel öğelere başvurmadan yapılan iletişim biçimidir. İletişim türlerinin en yaygını olan sözlü iletişimde en önemli unsur dildir. Toplumun her kesiminde sözlü iletişime başvurulur. Okullarda anlatılan derslerden tutun, televizyondaki spikerin sunduğu habere kadar her alanda sözlü iletişim mevcuttur. Telefon görüşmeleri, hitap ve seslenişler, yüz yüze görüşme sırasındaki konuşmalar, eğitim alanındaki sözlü aktarımlar da sözlü iletişime örnek gösterilebilir.

Sözlü iletişimde en önemli nokta söylenenin ne olduğudur. Söylenen, karşı tarafa dil aracılığı ile aktarılır ve ardından karşı tarafın geri bildirimiyle sözlü iletişim süreci başlamış olur. Sözlü iletişime geçebilmek için birtakım unsurlar vardır. Bunlar: Konuşma, dinleme, anlama, soru sorma ve geri bildirim olarak cevap vermedir. Tüm bunlar bir araya geldiğinde sözlü iletişim meydana gelmiş olur.

Sözlü İletişim Nasıl Yapılır

Sözlü iletişime geçerken sahip olduğumuz en önemli unsur ”Ses”tir. Ses unsurunda telaffuz biçimimiz, sesimizi tonlama biçimimiz ve konuşma hızımız oldukça önemlidir. Sözlü iletişimin konusuna göre bunları ayarlamak ve dikkat etmek çok mühimdir. Zira bazen vermek istediğimiz mesaj ses tonumuzun altında yatar. Bazen çok sakin bir cevap vermemize rağmen bunu karşı tarafa hızlı veya yüksek tonla söylemek onun bizi sinirliymişiz gibi algılamasına ya da ona karşı kırgınmışız gibi algılamasına sebep olabilir. Örneğin, bir annenin çocuğuna uyku vakti geldiğinde ”Odana git.” demesi ile çocuk yaramazlık yaptığında ” Odana git.” demesi çok farklıdır. Bu iki aynı cümle arasındaki ses tonunda, telaffuz biçiminde ve söyleme hızında oldukça farklılık olduğu net bir biçimde görülür.

Duyguları aktarımda sözlü iletişimin rolü oldukça büyüktür. Hızlı ve yüksek sesle konuşmak, o an konuşan kişinin gergin veya sinirli olduğunu, hafif bir ses tonuyla ve kesik kesik konuşmak kişinin o an isteksiz veya mutsuz olduğunu belirtebilir. Heyecan, korku, mutluluk, üzüntü gibi duygular ses tonunun alçaltılması veya yükseltilmesi ve kelimelerin telaffuz edilmesi bakımından sözlü iletişimde farklı anlamlara yol açabilirler. Sesin çeşitli şekillerde değiştirilmesi yoluyla karşı tarafa aktarılır ve anlam kazanırlar.

Sözlü iletişimde ses tonunun farklı ayarlanması sonucunda bir kelime birden fazla anlam kazanır. Örneğin buna ” Lütfen ” sözcüğünü örnek verebiliriz.  Lütfen sözcüğü kısık sesle ve sakince söylendiğinde ihtiyaç duyulan kişiye bir şey için yalvarma anlamına gelirken, hızlıca ve vurgulayarak söylendiğinde kişinin sinirli olduğu anlamına gelir. Aynı sözcük sakin ve canlı bir ses tonuyla söylendiğinde rica anlamı taşırken, hızlı ve soğuk bir ses tonuyla söylendiğinde otoriter bir ”Lütfen!” olarak algılanabilir. Bu nedenle sözlü iletişime geçerken seçilen kelimeleri iletmek istediğimiz duyguya uygun şekilde uyarlamak oldukça önemlidir. Zira yanlış tonlamayı ve telaffuz biçimini seçmek yanlış anlaşılmalara sebebiyet verebilir.

Sözlü İletişim Rolü

Sözlü iletişimin toplumdaki rolü çok büyüktür. Sözlü iletişim, kişinin kendini ifade edebilmesi için en önemli unsurdur. Bunun örneği toplumda neredeyse her kesimde mevcuttur. Örneğin, bir kişi iş görüşmesi için bir şirkete çağrıldığında, oradaki yetkililer ilk olarak kişinin kendini anlatabilme yeteneğine ve karşısındaki kişiler ile nasıl sözlü iletişime geçtiğine dikkat edeceklerdir.

Özetlemek gerekirse sözlü iletişim dil aracılığıyla meydana gelen ve kullanımı en yaygın olan iletişim biçimidir. Sözlü iletişimin dil aracılığıyla yapıldığından dolayı diğer iletişim türlerine nazaran daha hızlı olduğunu söylemek mümkündür. Alan ve zaman gözetmeksizin kullanılır. Bunun sonucu olarak sözlü iletişim, her alanda güçlü ve etkili bir iletişim aracı olarak karşımıza çıkmaktadır.

Siyaset Nedir?

Köken olarak Arapçadan dilimize geçmiş bir kelime olan Siyaset Arapçada sasa veya siyasa diye kullanılan bu kelime seyislik, at bakıcılığı, 2. devlet yöneltme, yönetim anlamlarını taşır. Politikanın ise kelime anlamı olarak belirttiği ise 1. olarak devletin etkinliklerini amaç yöntem ve içerik olarak düzenleme ve gerçekleştirme esaslarını bütünü 2. olarak davranış şekli ve düşünce anlayışı 3. olarak ise mecazi bir anlam ifade eder yani istekleri doğrultusunda konulmuş hedeflere varmak için karşındakiyle empati kurup duygularını okşama, zayıf noktalarından faydalanıp kendi doğrusunu benimsetmektir.

Siyaset kelimesi 14. yüzyıldan sonra kullanılmaya başlanmıştır. Eş anlamlısı olarak bildiğimiz politika kelimesi ise 20. yy itibariyle yaygınlaşmıştır. Genel bir ifadeyle şunu diyebiliriz siyaset, insanları yurttaşlık düzeyinde etkilemektir. Geçmişten bugüne sürekli bir anlam değişikliğine ve genişlemesine uğramıştır. Bir toplumu kontrol altında tutmak ve onları ikna edebilmek için ortak bir uzlaşmaya gidilebilmesi de diyebiliriz.

Siyaset sözcüğü, çok geçmiş (Antik Yunan) dönemlerinde kullanılsa da modern zamanlara kadar pekte bir anlam ifade ettiği söylenemez. Çünkü o zamanlara dek mutlak monarşiler hakimdi. Politika dediğimiz halkı etkileme ve idare etme çalışmaları krallıklar dönemlerinde pekte uygulanamazdı. O zamanlar da sadece Yunan ve Roma devletlerinde az da olsa uygulanabiliyordu. Ondan sonra Avrupa da mutlak monarşilerin sarsılmasıyla uygulanmaya başlanmıştır.

Mutlak monarşiler sarsılmaya başladıktan sonra kral tanrı diye kabul edilenler Fransız Devrimi gibi isyanlarının de etkisiyle dünyada ki bir çok kültür ve hukuki yapıdan haberdar olup ve onlardan etkilenmeye başlamışlardır. Dünya artık birbirinden haberdar olmaya başladığı için her ne kadar krallık bitmiş olmasa da insanlar özgürlük istemeye başlamıştır. Bunların etkisiyle insanların ikna ve kontrol çabaları doğdu. Demokrasiye geçiş çok uzun ve zorlu bir süreç olmuştur. Halkın iradesi de artık yönetimde belirmeye başlayınca politika temel unsur oldu. İnsanlar bugüne dek haklarının savunulduğunu düşünüp aldatıldılar bu yüzden kendilerini politikacılara teslim etme yoluna gittiler.

Politikacılar çoğu zaman gerçek anlamıyla halkı temsil etmeye başlamıştı. Malesef unutmamamız gereken bir şey var ki demokrasinin çağdaş toplumda çok yeni bir olgu olduğu ve binlerce yıl mutlak krallığın iktidar olduğu. Demokrasinin dünya çoğunluğuna dağılması 2. dünya savaşına sonrasına kadar uzun bir süreçte olmuştur. Bu zamana dek politikacılar büyük güçler arasında elçi görevi gören ayrıcalıklı kişilerdi. Aslında demokrasi için dünyada en fazla 50 yıllık bir zamandan söz edilebilir. Mutlak monarşi içinde daha fazla bir süre yoktur aslında. Çok uzun dönemlerden beridir karşı kaşıya kaldığımız bir gücün varlığını da unutmamak gerekir. Kapital yani büyük sermaye, zenginlik bu güç binlerce yıl insanlara hükmetmiştir. Ne yazık ki devlette böyle bir hükmün aracıydı.

Siyaset Algısı

Ne yazık ki insanların güvenip kendilerini teslim ettikleri politikada artık “halkı oyalayanlar” anlamına gelmiştir. Siyasetçilik, bir rütbe bir meslek ya da ele geçirme pozisyonudur. Oysa ki halkı temsil edip yönetenlerin mevki ve mal kaygısı olmamalıydı. Bireyleri yücelten siyaset anlayışı temsilcilik amacına aykırıdır. Bugün ki durumuna bakacak olursak siyaset ancak bir paravandır. Kişilerin kendi şahıslarını tatmin ettiği bir davranıştır. Oysa gerçek politikada devlet kendi menfaatini bir yana bırakıp, kişilik olgusundan vazgeçip, halkı yönetiminde temsil etmeye önem vermelidir. Hepimizde görüyoruz ki günümüz politikacıları isim, mevki, hatta para için bu yola çıkmışlardır.

Peki içinde gerçekten temsilci olmak hiçbir beklentisi olmadan bu yola canını koymak isteyen yok mudur? Elbette bunlar halen bile hayatımızın için var olup yazarlık, sanatçılık, eğitimcilik ya da işsizlik yapıp önemsiz insanlar olmaya çalışıyorlar. İçlerinde cumhurbaşkanı veya başbakan olabilecek elbette kişiler vardır ama onlar önemli olmanın kötü düzende kötü olmak anlamına geldiğini savunur.

Politikacıların güç peşinden koşan simsarlar olduğu gören ve bilen halk bu düzenin böyle gitmeyeceğini anlayıp buna engel olacaktır. Belki o zaman aramızdaki hiçbir şey olmaya çalışan insanlar o zaman bizi temsil etmeye başlayabilirler. Böylelikle olması gereken politika düzeni var olmuş olur ve artık bir kaç kişilik ailelerde değil milyonlarca ailede temsilci olacaklardır. yani 1-2 kişiye değil bütün bir millete babalık yapacaklar.
CHARLES DEGAULLE’nin dediği gibi “politika, politikacılara bırakılmayacak kadar ciddi bir meseledir.”

Zayıflatan Bitkiler

Zayıflatan Şifalı Bitkiler

Zayıflatan Bitkiler Nelerdir? Nasıl Kullanılır?

Sağlığımız bize sunulmuş en büyük nimettir. Bedenimizin ve ruhumuzun sağlam olması hayat kalitemizin artmasına yaşamımızın düzgün ve yolunda gitmesi açısından çok önemli ve değerlidir. Sağlığımızı korumanın başında dengeli ve sağlıklı beslenerek kendimizi ve kilomuzu korumamız gerekiyor.

Kilo kontrolü yapmak için en başta neden kilo aldığınızı yani sebebini anlamanız gerekiyor bunun için de uzman bir doktora ya da diyetisyene başvurarak kilo alışınızın sebebini öğrenmeniz ve ona göre bir yol izleyebilirsiniz kilonuzun bölgesel mi ya da genel mi olduğunu fark ederek başlayabilirsiniz.

Kilo almanın nedenleri yetersiz egzersiz, az uyku, fazla uyku, aşırı stres, yanlış uygulanan diyet, metabolizma sorunu gibi sorunla nedenlerden bazılarıdır.

Doğanın bize verdiği şifalı bitkilerin yararlı saymakla bitmiyor ve de birçok hastalığa iyi geldiği gibi kilo sorunu yaşayan insanlara da büyük ölçüde yardımcı oluyor.

Gelin birlikte bu yararlı mucize bitkilere bir bakalım. Bu uyarıcı bitkiler düzenli olarak yemeklerden önce veya yemek esnasında tüketilmesiyle etkilerini arttırır. Şişkinlik gidererek hazma yardımcı olur ayrıca idrar sökücüdür ve zararlı toksinleri vücuttan atarak zayıflamaya katkı sağlar. Tabi kullanacağınız her bitkinin yan etkilerinin olduğunu unutmayalım ve doktorunuza sormadan kullanmayınız.

Zayıflamaya Yardımcı 5 Şifalı Bitki

Biberiye Bitkisi

Biberiye bitkisi yemeklere güzel tat ve hoş koku vermek amacıyla da kullanılan mucize bir bitkidir. Biberiye bitkisinin yakıcı özelliği yağ olarak ya da çay olarak tüketerek kullanılabilir yağ olarak tüketimi daha hızlı yakma etkisi gösteriyor. Metabolizmayı hızlandırıcı sindirim sistemini harekete geçirici özelliği vardır.

Zayıflamak İçin Maydonoz

Yaygın olarak Akdeniz bölgesi bitkisi olan maydanoz çeşitli yemeklerde tat vermesi ve görsel güzellik amacıyla kullanılan bir bitkidir. Maydanozun zayıflatıcı özelliği son zamanlar da çokça kullanılıyor. Maydanozu suyunu sıkarak kullanıyoruz maydanoz hazmı kolaylaştıran ve de şişkinliği aldığı bilinmektedir. Aynı zamanda idrar sökücü ve sindirim sistemi düzenleyici özelliğe sahiptir.

Zayıflamak İçin Mate Yaprağı

Mate yaprağı mate çiçeğinin yaprağıdır. Avrupa da ‘ yerlilerin yeşil altını ‘ olarak çok fazla kullanılan ve yaygın olan bir bitkidir. Latince adı  ‘Ilex paraguariensis ’  olarak geçen bu bitki zayıflamak için kullanılan bitkiler arasında en çok kullanılan ve işe yarayan bitkidir. Avrupa da obezite tedavisinde kullanıldığı için popülerlik kazanmıştır.

Mate yaprağı bitkisinden; mate yaprağı çayı, mate yaprağı macunu ve mate yaprağı tentürü vb. yerler de kullanılıyor. Çeşitli vitamin ve mineraller içeren mate yaprağı bitkisi aynı zamanda çeşitli ilaçların muhteviyatına girmiştir. Vücutta fazla suyun atılması ve iştah kesici etkiye sahiptir tokluk hissi vererek direnç arttırıcıdır.

Zayıflamak İçin Funda Yaprağı

Zayıflatan funda yaprağı, Latince adı  ‘Herba Ericae’ olarak geçiyor. 600 den fazla çeşidi olan funda yaprağı ülkemiz de Trakya ve Kuzey Anadolu’da yaygındır. Funda yaprağı bitkisinde funda yaprağı çayı ve funda yaprağı keri yapılır.

Funda yaprağının zayıflatıcı olması yağ yakma özelliğinden geliyor. Ayrıca da funda yaprağının idrar sökücü özelliği sayesin de vücuttaki ödemi atmasına neden oluyor.

Zayıflamak İçin Isırgan Otu

Her an her yer de karşımıza çıkabilecek yaygın bir bitkidir ısırgan otu, tabi yararları da çok fazladır. Çok eski çağlar da bu ya da kullanılan ısırgan otu birçok ülke de şampuan, yağ, sabun ve krem olarak kullanılıyor. Zayıflatıcı etkisi de olan ısırgan otu idrar söktürücü ve ödem atıcıdır.

Yağ yakma özelliği de olan ısırgan otu yağları yakarak zayıflamamıza katkıda bulunur. Tabi ısırgan otunu kendiniz toplayacaksanız yanınıza eldiven almayı unutmayın çünkü dokunulduğun da kaşıntı yapan bir özelliği vardır ve sizde alerjik reaksiyona sebep olabilir.

Sakinleştirici Bitkiler

Sakinleştirici Bitkiler Nelerdir

Sakinleştirici Etkisiyle 4 şifalı Bitki

Bilindiği gibi doğa yüzyıllardır insanı korur ve insanlara büyük ölçüde yarar sağlar bunların başında gelen yararlarından bir tanesi de şifalı bitkilerdir. Doğadan gelen bu mucize bitkiler sağlığımızı hatta ruhumuzu koruyan doğal kaynaklardır.

İnsan sağlığı için bitkilerin önemi ve insan sağlığına şifa olduğunu insanlık tarihinin ilk zamanlardan günümüze kadar birçok kaynakta geçtiğini ve insanların el üstünde tuttuğunu biliyoruz.

Bilindiği gibi şifalı bitkilerin bedenimize olduğu kadar ruhumuza da birçok yararı var. Bunlar sakinleştirici bitkiler hatta ruhumuza huzur katan basit bir şekilde elimizin altında bulabileceğimiz ruha şifa veren, şifalı bitkiler.

Kullanımının basitliği ayrıca bu bitkileri sevmemiz için bir neden daha yaratıyor. Tabi kullandığınız bir ilacınız var ise kesinlikle doktorunuza danışarak bitkilere başvurabilirsiniz.

Sakinleştirici Bitkiler

PAPATYA ÇAYI

Papatya bir çiçek türü olarak da çok sevilen ve masumiyeti temsil eden bir çiçektir. Aynı zamanda papatya anti bakteriyel ve kas spazmlarını hafifletici özellikleri ile birçok kültürde tedavi amaçlı kullanılmıştır.

Papatya çayı sakinleştirici etkisi ile stres azaltmak ve uykuya geçişi kolaylaştırmak amacıyla da kullanılıyor.

Çayı kendiniz hazırlamak istiyorsanız kurutulmuş papatyadan 2 kaşık önceden kaynatılmış su ya atarak demlenmesini bekleyiniz. Tatlandırmak için de isteğe bağlı bal kullanabilirsiniz yararını arttırmış olursunuz.

KEDİOTU KÖKÜ ÇAYI

İlk önce biraz kediotu kökünden bahsedelim, diğer adı ‘ valerian bitkisi ‘ olarak geçmektedir. Adını kedilerin bu bitkinin kokusunu sevmesinden ve topraktan çıkarmasından almaktadır. Bu bitkinin uyku problemi, stres sinirsel mide ve bağırsak ağrıları, kalp rahatsızlıkları ve telaş giderici etkisi vardır.

Kediotu çayı hazırlamak için bir demlik kaynar suya 1-2 çay kaşığı kuru kediotu kökü atın ve 10 dakika demlenmeye bırakın. Çay birkaç saat sonra etkisini göstermeye başlayacaktır.

MELİSA ÇAYI

Melisa çayı diğer adıyla ‘ melissa officinalis ‘ anksiyete, uyku bozuklukları ve yaraları tedavi etmek için kullanılan nane ailesine ait bir bitkidir. Melisa çayı gün de 2-3 bardak tüketilebilir.

Evde hazırlanışı ise bir fincan kadar kaynamış suya 2 çay kaşığı kuru melisa atarak 15 dakika demlenmeye bırakabilirsiniz.

SARI KANTARON ÇAYI

Sarı kantaron olarak geçen bu bitkinin birçok adı var. Halk arasında kılıç otu, binbirdelik otu, kan otu, yara otu, kuzu kıran otu ve mayasıl otu olarak geçmektedir. Sarı kantaron günüm modern tıbbın da orta dereceli depresyon tedavisinde uzmanlar tarafından da önerilmektedir. Birçok kültürse kaygı ve stres azaltıcı olarak da kullanılmış. Gelin şimdi bu mucize bitkinin evde nasıl hazırlanacağına bakalım. Sarı kantaron çayını hazırlamak için bir bardak kaynamış su ya 1-2 çay kaşığı kurumuş sarı kantaron otu atıp 10 dakika demlenmeye bırakınız.

SAKİNLEŞTİREN ŞİFALI BİTKİLERİN YAN ETKİLERİ

Doğadan gelen bu mucize bitkilerin de fazla tüketimden ya da kullandığımız bazı ilaçların içerisinde bulunan kimyasallara karşı yan etkileri olduğunu da unutmamamız gerekir. Yukarıda bahsettiğim bitkiler direk beynimizin rahatlamasını sağladığı için beyinden gelen kimyasal salgıların bitkilerde bulunan maddelere yan etki yapabilir düzenli kullanım da gerçekleşecek yan etkinin daha da ciddi zararlar vermesine neden olabilir.

Böyle bir şeyin olmaması için öncelikle doktorunuza danışarak herhangi oluşacak sorunu ortadan kaldırmış olursunuz. Aynı zamanda kullandığınız bitki çaylarının dozunu da ayarlamak çok önemlidir.

Birçok yan etki görülebilecek bu çaylarda en belirgin olanlar şunalar; ağız kuruluğu, kabızlık, baş dönmesi ve kusma olarak kendini belli eder. Ayrı olarak da mide rahatsızlıkları olan reflü, mide ülseri olan hastalar da bu bitkileri doktorlarına danışarak onların kontrolünde kullanmaları gerekir. Bu bitkiler tamamen tedavi amaçlı değil kullanılan tedavi ye ek olarak kullanımda size daha fazla yarar sağlayacaktır.

Rezene Nedir? Faydaları? Kullanımı

Rezene nedir? Nasıl Kullanılır Hazırlanışı

Rezene Doğadan Gelen Mucize

İnsan sağlığı için büyük yararı olan şifalı bitkiler her alanda kullanılmaktadır. Alternatif tıp da yaygın olarak destek ilaç olarak da yararlarından faydalanılmaktadır. Sağlığımızın değerini gün geçtikçe daha iyi anlıyoruz aslında bize verilen bu değeri en iyi şekilde korumamız için de bu muhteşem düzen ve sistem içinde yer alıyoruz. Yaşadığımız dünyada her şey bizim için bizim daha rahat ve kolay şekilde yaşamamız için bize sunulmuş, nimetlerle dolu doğa da bu sistemin bir parçasıdır. Şifalı bitkiler arasında yararıyla bizi etkileyen bir çok bitki var. Hastalıklarımıza iyi gelen yağ, çay ve merhem olarak kullanıyoruz. İçtiğimiz bazı ilaçların ham maddesinde yer alanlar var. Bu bitkiler arasın da ayrı bir parantez açarak açıklamak istediğimiz bir bitki de Rezene Bitkisidir.

REZENE BİTKİSİ

Rezenenin çok fazla ismi var bunla ( Raziyaneç, Raziyane, Tatlı anason, Foeniculum vulgare, Fennel, Fenouil vulgaire) olarak geçmektedir. Oldukça uzun ömürlü ve dayanıklı bir bitki olan rezene maydanozgiller familyasından gelmektedir. Ülkemiz de hemen hemen her bölgesinde yetişmektedir. Türkiye’nin kuzeydoğu Anadolu bölgesi de yabani olarak yetişmektedir. Ülkemizde yetişen rezene türü tatlı rezene olarak geçmekte ve dünyanın en kaliteli tatlı rezenesi olarak geçmektedir. Rezenenin içeriğin de nişasta, tanen, uçucu yağlar, yapışkan bitki sıvısı ve şeker bulunmaktadır. İçeriğindeki uçucu yağlar anason kokusuna benzetildiği için bazı bölgeler de anason yerine kullanılabiliyor.

REZENE OTU FAYDALARI

Rezene ilk çağlardan bu yana sağlık ve mutfak alanında çokça kullanılmaktadır. Birçok hastalığa büyük ölçüde faydası vardır. Mide rahatsızlıklarında, vücuttaki zararlı toksinlerin atılmasında, emziren annelerin süt artışın da, sindirim sistemin de, diş sağlığında, göz sağlığında, tansiyon hastalıklarında, soğuk algınlığı, kadın hastalıkları, diyet yapan insanlar da, bağırsak sorunu yaşayan, vücut direncinin artışın da büyük ölçüde faydaları vardır en önemlisi de kanser hastalığın da kanserli hücrelerinde yok olmasında faydası vardır.

  • Rezene otunun Dismenore rahatsızlığı bulunan hastaların baş ağrısı, mide bulantısı gibi rahatsızlıkların da kullanılmaktadır.
  • Kadın hastalıların da ve adet düzensizliği, sancılanmasına da rahatlatıcı özelliğe sahiptir.
  • İçeriğinde B, C vitamini ve magnezyum, kalsiyum, potasyum gibi mineraller bulundurmaktadır. Bunlar vücut direncinin güçlenmesine fayda sağlıyor.
  • İçinde bulunan C vitamini bağışıklık sistemi güçlendirip kemik yapısını sağlamlaştırıyor.
  • Aynı zamanda üst solunum yolu enfeksiyonun da kullanılıyor.
  • Bağırsak parazitlerinin kurtulmanıza yardımcı olur.
  • Sindirim sorunu yaşayanlar için çok yararlı bir bitki.
  • Gözlerinizde enfeksiyon varsa çayını yapıp bir pamukla gözlerinizi silebilirsiniz.
  • Gaz problemi olan emziren anneler kendileri ve bebekleri için kullanabilirler.
  • Ödem problemi yaşayanlar için ödem atıcıdır.
  • Rezene tohumunu yemekten sonra çiğnerseniz nefes tazeleyicidir ve ağız kokusunu girmek için yardımcı olur.
  • Toksinlerin atılmasına sağlar içinde antioksidan özelliği sayesinde.
  • Diş ağrılarında da çok iyi bir yardımcıdır.

REZENE OTUNUN YAN ETKİLERİ

Her bitkide olduğu gibi rezene otunun da fazla tüketilmesi yararlı olan taraflarını da zarara çeviriyor. Tüketim miktarının yanı sıra rezenenin içindeki maddelerle devamlı kullandığınız ilaçlarla etkileşime geçerek zarar sağlayabilir ve ilacın etkisini yitirmesine sebep de olabilir. Bu nedenle kullanmadan önce doktorunuza danışmayı unutmayınız.

  • Fazla rezene kullanımı cilt derisinin dökülmesine ve kızarmasına neden olabilir.
  • Rezenenin fazlası baş ağrısı, mide bulantısı ve bayılmaya kadar yol açabilir.
  • Ayrıca epilepsi hastalarının rezenenin hiçbir türünü kullanmaması gerekir.
  • Yine fazla kullanımı ritim bozukluğu ve akciğer ödemi yapabiliyor.
  • Bazı insanlar da rezene kan şekerini yanlış etkiler.

KULLANIMI: Bir fincan kadar kaynamış suya bir kaşık rezene tohumu atılarak 10 dakika demlemeye bırakılır. Aynı zamanda çay olarak tüketmenin yanında tohumunu çiğneyerek de kullanılır.

 

Papatya Çayı

Papatya Çayı

Papatya Çayı Nedir? Nasıl kullanılır? Faydaları nelerdir?

Masumiyet, saflık ve zarafet temsilcisi olarak bilinen çiçeklerin başında papatya geliyor bildiğiniz gibi çok sevilen her alanda da kullanılabilen bu çiçek doğanın bize sunduğu mucizelerden bir tanesidir. Latince adı ‘  Chamomillae Romanae ‘ olarak bilinen papatya papatyagiller familyasındandır. Ana vatanı Avrupa’dır. Sadece Türkiye’de 1156’den fazla çeşidi bulunmaktadır. Ülkemizde Ege, Marmara, Trakya, Güneybatı Anadolu’da doğal olarak yetişirler.

Zarafetin temsilcisi olduğuna inandığımız öyle olmasını istediğimiz papatya Mayıs ve Ağustos ayları arasında beyaz renkte çiçekler açarak bizi bahara, sevmeye, sevilmeye hazırladığına inanıyoruz.

Zengin C vitamini bakımından oldukça yararlı olan papatyanın yaprakları hafif acı bir tattadır. Dünya mutfağında ve kültüründe birçok yerde salataların hem görünümünü hem de lezzetini arttırmak için kullanılıyor.

Papatya bitkisinin yararları çok fazla bunlar; papatya çayı, papatya yağı, papatya tentürü, papatya kolonyası, papatya sabunu, papatya ekstraktı ve boya bulunur. Ayrıca halk arasında papatya çayının pek çok faydası olduğunu biliyoruz. Bunlar ruhsal kaygı bozukluklarına, mide bulantısına, reflü hastalığına, kemiklerin güçlendirmesine, migren ağrılarına ve uykusuzluklara iyi geldiğini biliyoruz. Papatyaların çok fazla çeşidi olduğu için bunu ayırt etmek de zorlanabiliriz. Ayırt etmek için çiçeklerden anlayan uzmanlara başvurmamız şart, çünkü her papatya o kadar da masum değildir. Uygun koşullarda saklanıldığı takdirde papatyaların ortalama ömrü 1 yıldır.

PAPATYA ÇAYININ FAYDALARI

Papatya çayı alternatif tıp da yaygın olarak kullanılmaktadır. Yararları hiçte geri plana atılacak kadar hafif değildir. Tabi sizin kullandığınız ilaçlar varsa doktorunuza danışmadan denememeniz gerekir. Faydaları şunlar;

  • Boğaz ağrısına iyi gelir.
  • Sakinleştirici etkisi vardır. Sinirleri rahatlatıp, gevşetir.
  • Bir uyku bozukluğu olan insomnia tedavi eder.
  • Mideyi rahatlatır bulantıyı önler.
  • Depresyon önler ve stres gidericidir.
  • Diş eti rahatsızlıklarının tedavisinde kullanılır.
  • Alerji hastalıklarında kullanılır
  • Sindirim sistemine büyük ölçüde rahatlatır ve çalışmasını sağlar.
  • Ağız ve diş etine hastalıklarında ve iltihaplarında tedavi amaçlı kullanılır.
  • Ağrı gidericidir ve ağrıları hafifletir.
  • Romatizmal rahatsızlıklar ve eklem ağrılarınızda rahatlatıcıdır.
  • Cilt hastalıklarınızda gidericidir.
  • Mide hastalıkları olan gastrit ve ülser kolit tedavisinde kullanılır.
  • Bağırsak iltihaplanmasında kullanılır.
  • Adet dönemi sancısı ve kasılmalarını gevşetir
  • Bir karaciğer çalıştırıcısıdır.
  • Bel ve sırt ağrıların da rahatlattığı bilinir.
  • Apse tedavisinde gargara suyu olarak da kullanılır.
  • Krampları önleyicidir.

Papatya mucizesinin faydaları saymakla bitmiyor aslında doğanın bize sunduğu mucizelerden sadece bir tanesi de masum papatyadır.

PAPATYA ÇAYININ ZARARLARI

Bu güzel bitkinin bu kadar çok yararından bahsettik ki zararı hiç olmayacak gibi geldi aslın da şimdi biraz da zararlarından bahsedelim, papatya çayının zararları şunlar;

  • Hamilelik dönemi en çok dikkat edilmesi araştırılması gereken bir dönemdir. Hamilelik de papatya çayı bulantıları rahatlatma özelliği vardır. Fakat abortif etki gösterip, rahim kasılmalarını uyarıp, düşük yapmanıza neden olabilir. Gebe kadınlar bu çayı doktorlarına danışmadan kesinlikle tüketmemelidirler.
  • Papatya bitkisi kumarın içerir. Kumarin kan inceltici etkisi olan bir maddedir ve kanama eğilimini arttırabilir. Kanama bozukluğu olan kişiler papatya içmemelidir ve bunu doktoruna danışması gerekir.
  • Alerjik rahatsızlıkları olan, alerjik rinit hastaları, polene alerjisi olan hastaların alerjik reaksiyona neden olur. Doktorunuza danışmadan kullanmayınız.

PAPATYA ÇAYININ HAZIRLANIŞI

Papatyanın bin bir derde deva faydalarını, sağlığımızı etkileyen zararlarını anlattık. Şimdide nasıl yapılacağını ve hazırlanışına bakalım.

Malzemeler

  • 2-3 tatlı kaşığı kuru papatya
  • 1 su bardağı kaynatılmış su

HAZIRLANIŞI

1 su bardağı kadar suyu kaynattıktan sonra içine 2-3 tatlı kaşığı kurutulmuş papatyayı kaynar suyun içine atınız 10 dakika demlemeye bırakınız. Demlediğiniz papatya çayını isteğe bağlı tatlandırmak için bal ekleyebilirsiniz. Demlediğiniz papatya çayını afiyetle içebilirsiniz şifa olması dileğiyle AFİYET OLSUN.

 

Hangi hastalığa Hangi Şifalı Bitki İyi Gelir

Hangi hastalığa hangi şifalı bitki iyi gelir

Hangi Hastalığa Hangi şifalı Bitki İyi Gelir

Doğanın bize sunduğu bitkilerin şifalarını ve bize ne kadar yararlı olacağını biliyoruz. Bu şifalı bitkiler aynı zamanda mucize şekilde ciddi hastalıkların tedavisinde de kullanılıyor. Aslında bu bitkilerin yararları hiçte azımsanacak gibi değildir.

İlk çağlardan günüme kadar tıbbın yetişemeyeceği yerler de olmuş, özellikle eski çağlarda tedavi her zaman doğada aranmış, bitkilerin ezilmesi kaynatılmasıyla birçok tedavi de kullanmışlardır. Eski çağlarda günümüze kadar araştırılan her gün yeni yararlarını öğrendiğimiz bitkilerin halada birçok yeni keşifle ortaya çıkıyor. Şifalı bitkiler kesinlikle şu hastalığı iyileştirir diye bir şey yok bunu atlamamamız gerekir sadece kullandığımız tedaviye büyük ölçüde yardımı olacaktır. Kullanacağımızı bitkilerin yararı olduğu kadar bazı ilaçlarla etkileşimde bulunarak zararlı bir hale bürünebilir bunu gözden kaçırmayalım ve kesinlikle uzaman doktorumuza başvurmalıyız.

HASTALIKLARA İYİ GELEN ŞİFALI BİTKİLER

KANSER

ÇÖREK OTU: Çok zengin vitamin kaynağıdır. İçinde A, C, B1, B2, B6 vitaminleri vardır. Ayrıca çinko, selenyum ve magnezyum mineralleri bakımından da oldukça zenginidir. Çörek otunun bu vitamin ve minerallerden başka en önemli vitamin ‘ thymol türevi thymoquinon’dur. Çörek otunun içindeki bu bileşen akciğer, baş-boyun, kalınbağırsak, karaciğer, meme, lenfoma, lösemi, pankreas, prostat ve yumuşak doku kanserlerinde faydalıdır. Ayrıca çörek otu gebelikte önerilmemektedir.

BROKOLİ: Bu güzel bitkinin lezzetli yemekleri süslediğini biliyoruz kanser gibi çağımızın en zor hastalığına da yararı olması eminim ki hepimizin iştahını açacaktır. Brokoli selenyum, potasyum, kükürt ve diyet lifi bakımından oldukça zengindir. Brokoli kanser hücrelerine etki ederek yok olmasını sağlamaktadır. İdrar yolları, kalınbağırsak, meme kanserine faydalı olduğunu biliyoruz. Çiğ olarak ya da buharda pişirerek tüketebilirsiniz böylece vitaminleri brokoliyi terk etmeden yemiş olacaksınız.

NAR: Hem lezzeti hem de faydasının bu kadar büyük olması narın hayatımızdaki öneminin artacağını düşünüyorum. İçinde bulunan bin tane bin faydayla narda kanser hastalığına fayda sağlayan bitkiler arasında yerini alıyor. Bol miktarda C vitamini, polyphenol, demir ve potasyumla bağışıklık sistemini güçlendirici etkiye sahip. Nar ayrıca tansiyon ve kolesterol ve kan şekerini düzenleyici olarak da kullanılıyor, kanser hücrelerini yok edici özelliğe sahip. Kanser türleri arasında en çok prostat kanseri ne etkisi görülüyor.

 KALP DAMAR SAĞLIĞI

SOĞAN: Soğanın antibiyotik etkisini hepimiz duymuşuzdur. Soğan Türk ve dünya mutfağının da olmazsa olamazları arasında yer alır. Doğal bir antibiyotik kaynağı olduğu için potasyum mineralleri, B ve C vitaminleri içerir. Kanı temizleme özelliği olduğu için kötü huylu kolesterolün düşmesini ve de iyi huylu kolesterolün çıkmasını sağlayarak koruyuculuğunu göstermektedir.

ASPİR ÇİÇEĞİ: Kanı düzenleyip pıhtılaşmasını sağlayan aspir çiçeği kalp ve damar hastalıkların da oldukça yararlıdır. Aynı zaman da anti bakteriyel ve antioksidan özelliğine de sahiptir. Aspir çiçeğini kan sulandırıcı kullanması gereken hastaların, kullanmaması gerekir.

ALZHEİMER HASTALIĞI

TARÇIN: Mutfağımızda birçok yerde kullandığımız tarçının da faydaları saymakla bitmeyen şifalı bitkiler arasında, tarçın kokusuyla da bizi etkilemeye ve şaşırtmaya başardı aslında tarçın kokusunun hafızayı güçlendirici etkisi vardır. Farklı şekillerde de tüketmek mümkün sütlü tatlılar da, salatalar da ve çayını yaparak tüketebiliriz. Ayrıca tarçının fazla tüketimi kan şekerinin düşmesine neden olacağı için dikkatli kullanımda fayda var.

BADEM: Kuruyemiş içinde dikkat çeken faydalarıyla da bize kendini bir kez daha sevdiren badem günlük bir avuç tüketilmesi öneriliyor. Zengin E vitamini içermesi hastalığın ilerlememesini sağlayarak fayda gösterir. Her şeyin fazlası gibi bademi fazla tüketmemiz kilo artışına, bazı ilaçlarla etkileşime geçerek ilacın etkisini değiştirmeye, lif içeriği yüzünden kabız olmanıza sebep olabilir.

ZERDEÇAL:  Düzenli zerdeçal tüketimi hastalık olmadan önce bizi hastalıktan korur, olduktan sonra da ilerlemesini önleyici etkiye sahiptir. Yemekler de ve ya süte katarak tüketebilirsiniz. Kan sulandıran ilaçlarla kullanılmamalıdır.