Lazerle Leke Tedavisi

Leke oluşmasındaki en büyük etken güneş ışınlarıdır. Cilt kendisini bu güneş ışınlarına karşı korumaya aldığı anlarda, bu lekeler oluşmaktadır. İşte burada güneş ışınlarından korunmak lekelerin oluşmasının önüne geçmek adına dikkat edilecek başlıca önemli bir unsurdur. Saymış olduğumuz iç ya da dış etken fark etmeksizin cilt üzerindeki hücrelerin uyandırılması ile melanin maddesinin toplamasına sebep olmaktadır. Diğer taraftan bakılmış olduğunda ise bunun bir savunma mekanizması olduğunu söylemek yanlış kanı olmaz. Dış faktörlerden gelen etkenlere karşı deri kendisini koruma altına almaya çalışır. Etken sonraki süreç içerisinde ortadan kalkması durumunda, o madde bölge üzerinde kalabilmektedir. Bu meydana gelen oluşumlar ise ciltte leke olarak gözlemlenir. Kozmetik firmaları tarafından üretilmiş olan alkol içeren ıslak mendiller, tür sarartıcı kremler, deodorantlar ve bronzlaştırıcı kremler gibi ürünleri hatalı şekilde kullanmak cilt üzerinde lekelenmeleri fazlalaştırmaktadır. Hamilelik döneminde kullanım gören bazı ilaçlarda cilt üzerindeki lekelerin fazla oluşmasına neden olabilmektedir.

Leke Oluşmasının Önüne Nasıl Geçilebilir ?

Leke tedavisi gerçekleştirilmesi sırasında ilk öncelik verilmesi gereken oluşumun önüne geçmek olacaktır. Bu yönde yapılacak çalışmalar ile çocukluk evresinden başlanıp gün içerisinde en az 2-3 sefer olmak üzere 50 SPF faktöre sahip güneş koruyucu kıllanılması gereklidir. Buradaki söz konusu olan güneş koruyucular tabi ki sadece plajlarda kullanım gören ürünler değildir. Herhangi bir kar yağan havada dahi kullanılması önemlidir. Özellikle hamilelik döneminde cilt hassas olduğu için, cildin güneş ile temasının az sayıda olmasına özen gösterilir.

Lekelerde Tedavi Yöntemi

Lekeler için en etkili yöntem her zaman lazer tedavisi olmuştur. Birden fazla güzellik merkezinde artık bu lazer tedavileri rahat bir şekilde uygulanabilmektedir. Uygulanmakta olan lazer tedavisi sırasında lekeler içerisinde yer alan melanin ismindeki boya maddesine tutunmaktadır. Bu esnada meydana gelen yüksek enerji ile bu hücrelerin ölümünü sağlar. Oluşan ölü hücreler ve içlerinde yer alan bu boya maddesi, cilt üzerinden bir savunma mekanizmasıyla uzaklaştırılması yapılır. Böylelikle de bölge üzerindeki lekeler azalmış olur. Tedaviler 1 kürden meydana gelir. 1 kür ise 10 seanslık bir süreçtir. Genel olarak bu seanslarda haftada 1 sefer uygulanmaktadır.

C Vitamini Ve Kırışıklıklar

Cilt üzerindeki tahammülü zor olan sorunlardan birisi ise yüzdeki kırışıklıklardır. Kadın ya da erkek ayırt etmeksizin yüz üzerinde oluşan derin kırışıklıklar can sıkıcı bir hal alabilir. Bundan dolayı da gerekli olan cilt bakımının zamanında yapılması gereklidir. Burada yapılacak kimyasal peeling ve botoks bütçeniz açısından yüksek konumda olabilir. Tabi ki söz konusu olan kırışıklıklardan kurtulmak için daha uygun bir yol vardır, c vitamini. Bu kırışıklıklardan uygun şekilde nasıl kurtulacağınızın yolunu sizlere açıklıyoruz.

Derin Kırışıklıklar Nasıl Yok Edilir ?

Derin kırışıklıklardan kurtulmak için birkaç yöntem vardır. Bunlardan ilki güzellik uzmanları tarafından da önerilen kırışıklıkları yok edici cilt bakım kremleridir. Reçeteli ya da reçetesiz şekilde eczanelerde rahatlıkla bulunabilecek bu kremleri sizlerde elde edebilirsiniz. Eğer ki kremler hakkında fikriniz yok ise, gitmiş olduğunuz eczacıdan size tavsiyede bulunmasını isteyebilirsiniz. Gerektiği gibi sizlere en uygun krem konusunda yardımcı olacaklardır.

Kırışıklıkları Yok Etmede Etkili Limon Suyu

Kırışıklıklardan kurtulmanın diğer ve en doğal etkili yolu ise C vitamini kullanılmasıdır. Burada kullanılacak Limon suyu doğal bir etki ile cildinizi kırışıklıklardan arındıracaktır. Aynı gün içerisinde sabah ve akşam 2 defa olmak koşulu ile kırışıklıkların olduğu bölgelere C vitamini deposu olan limon suyu sürünüz. Burada sürülecek olan limon suyu cilt üzerinde kuruma yapabilir. Bir ılık su yardımı ile cildinizi tekrar yıkayabilirsiniz. Cilt üzerinde belirgin şekilde görülen koyu halkalar ve kırışıklıklardan gidermede birebirdir. C vitamini burada cildinize sıklık getirdiği gibi enerji deposu haline getirir. C vitamini portakal, limon, greyfurt gibi besinlerde kolay bir şekilde bulunabilmektedir.

C Vitamini Ve Sivilce İzleri

Sivilcenin artık günümüzde uğramadığı yüz hemen hemen yok denilecek kadar azdır. Her yaşam sürmekte olan 10 insandan 8’inde mutlaka belirli dönemlerin içerisinde sivilce ile problemler yaşamaktadır. Sivilce ile savaş içerisinde olan insanların tek bir sivilce dahi canlarının fazla şekilde sıkılmasına neden olabiliyor. Burada C vitamini ile yapılan tedavi yöntemi, sivilceye karşı etkili olduğundan dolayı işlerin kolaylaşmasını sağlıyor. Burada askorbik asit özelliği bulunan C vitamini, sivilce gibi problemlerde iyileştirici yönde etkisi bulunuyor. C vitaminin antioksidan özelliği taşımaktadır. Yaraların iyileşmesi, kolajen sentezinin artmasını da kuvvetlendiriyor. Güneşten gelen zararlı ışınlar sonucunda cilt üzerinde oluşan çatlak ve leke tedavisinde de kullanım görülmektedir.

İnsanların ergenlik dönemi içerisine girdiği anlarda sivilce sorunları ile karşılaşmaktadır. Burada azda olsa yaşanan sivilce sorunu ile başa çıkmak bazen daha büyük problemleri doğurabiliyor. Toplum içerisinde birçok ergen insanın sivilceleri patlatma ile söndürme isteği yöntemi, daha fazla çoğalmasına neden oluyor. İşte bu şekilde tutum sergilemek yerine C vitamini uygulamasına geçmek daha olumlu sonuçları getiriyor. Diğer yandan sivilce doğru şekilde uygulama ile yok edilmemesi durumunda, yüzde izler kalabiliyor. Özellikle bu izler erkeklerde daha belirgin bir şekilde durabiliyor. Bağışıklık sistemindeki yanıt kişiden kişiye değişmesinden dolayı, uygulama sırasında bu durum göz ardı edilmemelidir.

TCA Nedir?

TRİKLOROACETIC ASİT, klinik kimyada protein çökeltici olarak kullanılan güçlü bir asittir ve siğillerin alınması için bir kostiktir. TCA, trikloroetanoik asit olarak da bilinir, metil grubunun, üç hidrojen atomunun hepsinin klor atomları ile değiştirildiği asetik asit analoğudur.

Trikloroasetik asit,  renksiz bir kristal katıdır. Nemi emer, suda çözülür ve ısı açığa çıkar. Metaller ve dokular için aşındırıcıdır.Trikloroasetik asidin tuzları ve esterleri trikloroasetatlar olarak adlandırılır.

1839’da Jean-BaptisteDumas tarafından keşfedilen trikloroasetikasiti, yavaş yavaş gelişen organik radikallerin ve değerlerin teorisine çarpıcı bir örnek teşkil etmiştir.

Proteinler, DNA ve RNA gibi makromoleküllerin çökeltilmesi için biyokimyada yaygın şekilde kullanılır. TCA ve DCA, kozmetik tedavilerde (kimyasal peeling ve dövme çıkarma gibi) ve siğillerin kemoabrasyonu için (genital siğiller dâhil) için kullanılırlar.

 TCA NERELERDE KULLANILIR

Sivilce, yaşlanmaya bağlı kırışıklıklar, siyah noktalar ve hatta bazı kanserli ve kanser öncesi gelişmelerin çeşitli cilt problemlerini ve durumlarını tedavi etmek için sıklıkla kullanılır. Bununla beraber nasır sökücü ve istenmeyen dövmelerin çıkartılmasında tercih edilir. Lazerle yapılan dövme silme işlemlerinin, TCA ile yapılan silme işlemine nazaran daha fazla iz bıraktığı tespit edilmiştir. Gebelik dönemi çatlakları ve yara izlerini yok eder.

Cildinize hafifçe yakacak madde uygulanır ve genellikle cildin dış katmanlarını (epidermis) yok eder veya çıkarır ve yeni cildin büyümesine izin verir. Bazı kimyasal peelingler,dermisde (cildin bir sonraki tabakası) derinleşebilir. Bu işlemin en yaygın amaçlarından bazıları, hasar görmüş, güneş lekeli, çilli deriyi kaldırmak ve daha genç, daha sağlıklı bir cilt ile değiştirmektir.

Sunduğumuz Trichloroacetic Asit laboratuvar testlerinden geçmiş ve onaylanmıştır. Bu tarz ürünlerin doktor veya eczacınıza danışılarak kullanılması tavsiye edilir. Sorunlu bölgede tatbik edilen ürün, hasarlı bölgenin iyileşmesi sonrası cildin daha sıkılaştığı, izlerin silindiği gözlemlenmiştir. Cilt sıkılaşması, daha yüksek kolajen üretimi nedeniyle kendini açığa çıkarır. Deride daha dolgun, daha pürüzsüz, daha küçük gözenekler, daha az kırışıklık ve ince çizgiler görülür. Deri kendini hızla toparlar, yenilenir ve daha genç görünür.

TCA Ve Diğer Asitlerle Olan Farkları

Asitlerin çeşitleri vardır. Genellikle cilt katmanlarına ulaşan göreli güçleri ve derinlikleri ile gruplandırılır ve tanımlanırlar. Temelde dört asit:AHA), hafif yağ bazlı asitler, (BHA), orta asitler, (TCA) ve derin asitler (Fenol) vardır.

AHA (Alfa Hidroksi Asitler) – Bunlar  asitlerin en hafifleridir. Genellikle şeker kamışından, şekerden  türetildikleri için adları, glikolik, malik, laktik ve diğer meyve asitleri ile anılır.

BHA (Beta Hidroksi Asitler) – Bu asitlerin ve alfa hidroksil asitlerin (AHA) temel farkı BHA’nın sadece yağda çözünür olmasıdır. Yağda çözünür olma özelliğiyle bu asit, bakterileri, ölü cilt hücrelerini ve sebum yağı temizlemede ve gözeneklerin derinlerinden temizlemede çok etkilidir. Bu çözünürlük farkından dolayı, salisilik asit, postule, siyah nokta, yağlı,ve tahriş olmuş ciltlerde daha iyi kullanılır. Çeşitli formlarda, krem, jel, losyonlar, şampuan ve solüsyonlarda bulunur. Son iki form, öncelikle kafa derisini tedavi etmek için olup, salisilik asit içeriği ile ayrıca kepek, sedef hastalığı ve deri ve kafa derisinin dermatitinin tedavisinde etkili bulunmuştur.

TCA (Trikloroasetik Asit), orta derinlikte bir asit olarak düşünülür. TCA, şeker ve sitrik asitlerden daha etkili ve daha uzun süreli olup, etkisi daha derinleşir ve daha fazla cilt rahatsızlığını veya deri üzerinde istenmeyen izleri(dövme benzeri) iz bırakmadan tedavi eder. TCA, daha derinlere ulaşan bir asittir, daha fazla cilt türleri ve sorunları için etkilidir vebu etkiler kalıcıdır. İşlem, derinin hassasiyetine ve yapısına bağlı olarak, birkaç hafta veya daha uzun sürer. TCA  kullanımı, akne vulgaris dahil olmak üzere aknenin,  tüm aşamalarında önerilen tedaviler olarak  dermatolog ve plastik cerrahlar tarafından rutin olarak kullanılır.

TCA, sirke içerisinde yaygın olarak bulunan asetik asidin değiştirilmiş bir versiyonundan türemiştir. Avantajları kapsamlıdır; bu da doğal olanı tercih edenlere faydalı bir seçenek sunar.

Cilt kanseri, kronik iltihaplanma sivilceleri ve diğer cilt problemlerinin ilerlemesini etkili bir şekilde tedavi etmeye yardımcı olabilecek bir bileşen içeren TCA, ciddi aktinik(yaygın bir deri lezyonu) hasarın tedavisinde ve cilt kanserinin ilerlemesini önlemek için yıllardır kullanılmakta olup etkileri farmakoloji ve tıp dünyasında tespit edilmiştir.

Cilt Lekeleri Nasıl Geçer

Cilt lekeleri istenmeyen ve rahatsız edici koyu renkli noktalardır. Bunlara yaş, sivilce, ve güneş lekeleri de denmektedir. Bunlar yüzünüz, omuzlarınız, kollarınız veya sırtınızda görünen ve kırmızı, kahverengi veya gri renk tonlarında olabilen lekelerdir. Bu lekeler, cildimizin renginden sorumlu pigment olan melaninin aşırı salgılanmasına bağlı olarak ortaya çıkar. Bu lekeler,görünüm, koyuluk ve ebat bakımından farklı olsalar da, hepsinin ortak noktalarından bir tanesi:  herkes için büyük bir sıkıntı kaynağı olmasıdır.

 CİLT LEKELERİNE NELER SEBEP OLUR?

Bu sorunun birçok cevabı vardır.  Aşağıda bu soruların klinik çalışmalar sonucu alınan cevaplarını bulabilirsiniz.

AŞIRI GÜNEŞ IŞIĞINA MARUZ KALMA: Güneşte, bol miktarda güneş kremi uygulamadan solaryumda çok fazla zaman harcarsanız, cildiniz melanin üretimini hızlandırabilir. Bu üretim aslında, kendisini zararlı ultraviyole ışınlarından korumak için, vücudun tepkisidir ve bu da cilt lekelerinin sayısını arttırır.

HORMONAL DEĞİŞİKLİKLER: Hamileyken, doğum kontrol hapları veya menopozda olduğu zaman östrojen ve progesteron üretimi, dalgalanma, düzensiz melanin üretimine neden olabilir. Güneş ışığına maruz kalma, bu lekelerde melanin salgısını aktive eder, bu da istenmeyen cilt lekelerine neden olur.

YÜZDEKİ EPİLASYON: Yüzünüzde, cımbız veya benzer metallerle, epilasyon aletleri dâhil, kıl koparmak, cildin kızarmasına neden olabilir. Bu daha sonra, bu bölgelerdeki cilt renginin değişmesine sebebiyet verebilir.

AKNE / YARALANMA: Sivilce, yaralanma ya da herhangi bir cerrahi girişim tarafından geride bırakılan izler, aşamalı olarak yok olmak yerine rahatsız edici, travmatik cilt lekelerine dönüşebilir.

YAŞLANMA: Yaşlandıkça cilt hücreleriniz gençliğinizde olduğu kadar kolay çoğalmaz. Böylece cildinizin hasar görmüş alanları onarması ve cilt lekelerinden kurtulması daha zor hale gelir.

Yalnızca istenmeyen cilt lekelerin nedenlerini bilmek yetmez. Hangi yöntemin, onlardan kurtulmak amacıyla uygun olup olmadığını anlamak için, farklı cilt leke türlerini de doğru anlamamız gerekir. Aşağıda sizin için bu türden basit bir liste hazırladık.

KOYU RENKLİ CİLT LEKESİ TÜRLERİ.

Lekelerin hepsinin aynı olduğunu düşünebilirsiniz. Onların türünü öğrenmek yerine, kısa yoldan tedavi yöntemleri arayabilirsiniz. Ancak, sahip olduğunuz cilt lekelerinintürünü bilmek çok önemlidir. Bu tür bilgiler, sadece sizi, vücudunuz hakkında daha bilinçli kılmakla kalmaz, aynı zamanda onlardan kurtulmak için en uygun tedaviyi seçmenize olanak verir.

MELASMA: Yanaklarda lekeli benzeri bir biçimde görülen koyu renk lekelere işaret eder. Hormonal dengesizlikler, hormonal tedavi veya tiroit işlev bozukluğu, bu tür koyu cilt lekelerine neden olabilir.

LENJİTİNLER: Dağınık görünen ve belirli bir desende olmayan koyu renk lekelerdir. Yaşlı insanların derileri üzerinde genelde “karaciğer lekeleri” olarak adlandırdıklarımızdır bunlar. Genellikle, güneşin zararlı ultraviyole ışınlarına aşırı maruz kalmanın doğrudan bir sonucudur.

SİVİLCE İZLERİ: Bir sivilce herhangi bir bakteriyle enfekte olduğunda, çok acı verici hale gelir ve patladığında, çıkan iltihabın etkisiylebir iz bırakabilir. Bu iz, daha sonra koyu bir cilt lekesine dönüşebilir.

POSTİNFLAMATUAR HİPERPİGMENTASYON: Yıpranmaya yol açan aşınmalar, yanmalar, akne vb. sonucunda,oluşan herhangi bir yaralanma veya travma, o bölgede koyu cilt lekelerinin oluşmasına neden olabilir. Cilt lekelerinin türüne bağlı olarak, doğal ve evde yapılmış bir kür veya en iyi şekilde yararlanılacak olan kozmetik bir çözüm seçebilirsiniz.

Cilt Lekeleri Nasıl Tedavi Edilir?

İstenmeyen bu lekeler insanların psikolojisini bozabilir ve onları depresyona bile sürükleyebilir. Bununla birlikte, cilt lekeleri, genellikle bir sağlık riski oluşturmaz. Böylece, onlardan kurtulmak için herhangi bir dermatolojik tıbbi tedaviye gitmek tamamen sizin tasarrufunuzdadır. Herhangi bir kozmetik tedavi uygulamasını seçmek isterseniz, göz önüne alabileceğiniz bazı prosedürler aşağıda verilmiştir.

LAZER TEDAVİSİ:

Ağrı eşiğiniz çok düşük değilse, oldukça ağrısız ve hızlı sonuçlar veren,invaziv olmayan bir prosedürdür. Cilt lekelerinin rengine, boyutuna ve ne kadar derin olduklarına bağlı olarak, tedaviniz için lazer tedavisi türü seçilecektir. Tedaviniz için gerekli seansların sayısı da, aynı faktörlere bağlı olacaktır. Cildinizin, lazer tedavisine tabi tutulduktan sonra çok hassas olacağını belirtmek, hayati önem taşımaktadır. Bu nedenle, güneş kremi stokladığınızdanemin olun ve güneşte birkaç gün dışarı çıkmamaya özen gösterin.

KİMYASAL PEELİNG:

Bir kimyasal peeling, cildinizdekabarcıklanma ve soyulmaya neden olacak bir kimyasalın uygulanmasını içerir, böylece rejeneratif hücreleri aktive eder. Yeni bir cilt formu tabakası bu şekilde oluşur. Gerçekten, kimyasal peeling nispeten ağrısızdır, ancak bazı hassasiyetler yaşayabilirsiniz. Cilt lekelerinizin koyuluğuna ve derinliğine bağlı olarak, cildinizi soymak için kullanılan kimyasal maddeler değişkenlik gösterebilir. Yüzeysel bir kimyasal peeling işleminde:glikolik asit veya laktik asit gibi alfa-hidroksi asit materyalleri kullanılırken, orta dereceli bir kimyasal peeling işleminde:trikloroasetik asit kullanacaktır. En güçlü kimyasal peeling işleminde fenol kullanılır.

Yine, lazer tedavisinde olduğu gibi, seans sayısı,cilt lekelerinin türüne bağlı olarak değişecektir. Kimyasal bir peeling işleminden sonra, cildiniz, kızarıklıklar ve deride pul pul dökülme halleriyle, son derece hassas olacaktır. Güneş koruyucunuzu iyi kullanmanız ve tedaviden sonra birkaç gün boyunca güneşte, dışarı çıkmamak çok önemlidir. Ayrıca iltihaplı cildi yatıştırmak için, hafif ağrı kesiciler reçete edilebilir.

MİKRO DERMABRAZYON:

Cildinizi canlandırmak için kullanılan invaziv olmayan bir tedavidir ve koyu cilt lekelerinden kurtulmada oldukça etkili olduğu,klinik deneylerle ispatlanmıştır. Bu tedavi yine pratik olarak ağrısızdır. Prosedür, cildinize püskürtülmüş mikro-eksfoliye edici kristaller ile başlar ve akabinde onları yumuşak bir şekilde emer. Pullanma ve emme vakumlamanın kombine etkisi, yalnızca cildinizin yüzeysel tabakalarının soyulmasıyla kalmaz, aynı zamanda kollajen üretiminizi de yeniden başlatılır. Böylece, koyu renk cilt lekelerinizden kurtulur, aynı zamanda daha taze görünen, parlayan bir ciltle, hayranlık dolu bakışları üzerinize toplarsınız.

KRİYOTERAPİ:

Cerrahi kelimesini kullanmasına rağmen kriyocerrahi, aslında invaziv olmayan bir tedavi yöntemidir. Bu prosedürde, sıvı nitrojen, ağartmak işlemini başlatmak için,  dondurmak suretiyle, püskürtme tabancası kullanarak cilt lekelerinize püskürtülür.  Leke derinliğine bağlı olarak, bu işlem, birkaç kez tekrarlanabilir. Bu şekilde muamele edilen cilt lekeleri, birkaç gün sonra bir kabuk oluşturacak ve yeni kabuğu ortaya çıkarmak için, birkaç hafta içinde dökülecektir. Dökülen derilere herhangi bir koşulda,çıplak elle müdahale etmeyin çünkü bu yara izine neden olabilir.  Cildinizi kuru tutun ve doktor tarafından söylenenlere riayet edin.

CİLT LEKELERİNDEN KURTULMAK İÇİN ÖNERİLEN DOĞAL METOTLAR

Yukarıda bahsedilen dermatolojik tedavilerden birine girmek, herkes için, gerek maddi, gerekse zaman açısından uygulanabilir bir seçenek olmayabilir. Size en yakın eczaneye ya da dermatolog kliniğine gitmek yerine, mutfağınıza yönelmeniz gereken tek şeyde olabilir.Ev yapımı doğal malzemelerle, cilt lekeleri çıkar mı? diye şüpheyle sorabilirsiniz. Ancak, dürüst olmak gerekirse, mutfağınız,istenmeyen cilt lekelerini çıkarmak için harika, doğal ürünlerle dolu bir hazine deposudur.

Limon, portakal kabuğu, karbonat, doğal bal, halis zeytinyağı, patates, maydanoz, elma sirkesi, yoğurt, süt, badem yağı, yulaf ezmesi, zerdeçal, kantaron yağı, soğan suyu, ananas suyu, papaya, bayır turpu, hatta salatalık ve domates bile, ev yapımı cilt lekeleri kürü için, doğal yollarla, kolaylıkla ve etkili bir şekilde kullanılabilir.

Cilt Lekeleri İçin Karbonat

Ciltteki gözenekler bloke olur ve cilt yüzeyindeki, normalde zararsız bakteriler tarafından enfekte edildiğinde lekeler oluşur. Çoğu cilt lekeleri, tahrişten başka bir şey değildir, ancak bazen lekeler daha ciddi bir şeyi simgeleyebilir. Örneğin şiddetli lekeler sivilceleri meydana getirebilir, eğer sivilceler doğru şekilde tedavi edilmezse, ciltte yara izine neden olabilir. Diğer lekeler, suçiçeği, zona veya kızamık gibi bulaşıcı bir hastalığa işaret edebilir. Karbonat bunların bazılarına çözüm olabilir.

Lekelerinizin normal olup olmadığı veya daha ciddi bir şey olduğuna dair herhangi bir şüpheniz varsa, dermatoloğunuza danışmalısınız.

LEKELER NASIL OLUŞUR?

Çoğumuzun cildi küçük gözenekler veya follikül diye adlandırılan açık renk tüylerden müteşekkildir.  Bu durum hem kadınlar hem de erkekler için geçerlidir. Her tüyfolikülünün, yağ bezi adı verilen bir bezi vardır. Bu bez, sebum adı verilen yağlı bir sıvıyı salgılar ve cildi ve saçları çok kuru kalmasını engeller.

Eğer bez çok fazla sebum üretirse, ölü cilt hücreleri ile karışabilir ve kıl folikülünü tıkayarak bir lekeye neden olabilir. Leke türü, mevcut bakterilere ve tıkanıklığın derinliğine bağlı olarak gelişir.

LEKE TÜRLERİ

Renk ve vahameti açısından değişen, farklı leke türleri vardır. Follikülünün basit tıkanıklıkları, tıkanıklığın derinliğine bağlı olarak iki leke tipinden birine neden olur:

Dermatolojide, kapalı komedoneadıyla da tabir edilen, beyaz ucu olan siyah noktalar – cilt yüzeyinin hemen altındaki küçük lekelerin dışa doğru çıkıntı yapmasıyla oluşur.

Diğer adıyla, açık komedone–olan siyah uçlu, siyah noktalar, cildin yüzeyinde meydana gelen, daha koyu, daha belirgin lekelerdir.

Bir siyah nokta oluştuktan sonra, cilt yüzeyindeki, normalde zararsız bakteriler tarafından enfekte hale gelir ve aşağıdakiler de dâhil olmak üzere, daha ciddileke türlerine neden olabilir:

Papüller – cilt yüzeyinden kaldırılan katı yuvarlak çıkıntılar.

Püstüller – sümük kafa ile tabanda kırmızı olan darbe dolu şekiller.

Nodüller – papüller gibi fakat çok daha büyüktür ve deride daha derine gömülüdür.

Kistler – tıkanıklığa neden olabilir büyük pusturum dolu, kaynar benzeri topaklar.

LEKELERİN ORTAK NEDENLERİ

Genel inancın aksine, kirli deri, lekelere nadiren neden olur ve aslında çok sık , tahriş edecek şekilde yıkanma, cildi aşırı keseleme, durumu daha da kötüleştirebilir. Lekeler genellikle, zayıf beslenme veya sağlıksız, hareketsiz bir yaşam tarzının sonucudur. Fakat güneş ışıklarına, güvensiz ve korumasız şekilde maruz kalmakta, lekelerin oluşumunda baş sorumlulardan biridir.

Çoğu vakada, lekeler, sebase bezlerini aşırı aktif hale getirmek için uyaran hormonal değişikliklerden kaynaklanır ve folikülleri bloke eden fazla sebum üretir. Bloke follikülüenfekte eden bakteriler şaşırtıcı derecede normaldir ve herkesin derisinde bulunur, ancak ciddi lekeler veya sivilceye daha yatkın kişilerin cilt yüzeyinde bu bakterilerin farklı türlerine sahip olduğu tespit edilmiştir.

Lekeler kalıtımsal da olabilir.

CİLT LEKELERİYLE NASIL BAŞA ÇIKILIR

Bununla birlikte lekelerle yapmanız gereken en son şey, onları sıkmaktır; bu durum, herhangi bir enfeksiyonu daha geniş bir alana yayarak cildi kötüleştirebilir ve cilde kalıcı zararlar verebilir.

CİLT LEKELERİ İÇİN KARBONAT UYGULAMALARI

Parlak ve pürüzsüz bir cilde kim sahip olmak istemez? Kadınlar kadar erkeklerinde ciltlerinin daha güzel ve lekesiz olmasını istedikleri bir gerçektir. Ciltte bulunan lekeler ve ölü deri hücreleri, hiç şüphesiz herkesin korkulu rüyasıdır. Bunlardan kurtulmak için, illa çok pahalı ve meşakkatli klinik yöntemler denemek, avuç avuç paralar dökmek ve çok kıymetli zamanınızı harcamak zorunda değilsiniz artık.

Cilt lekeleri için diğer karbonat uygulamaları ise şöyledir:

Yarım çay bardağı ılık suyu, yarım tatlı kaşığı yaş mayayı, 2 çay kaşığı karbonatı, küçük bir tabağa alınız, yalnız ılık suyu en sona bırakınız, yaş maya ve karbonatı koyduğunuz tabağa, ılık suyu yedire yedire dökünüz, mayanın topaklanmamasına dikkat ediniz. Temiz cildinize bu karışımı maske olarak uygulayabilirsiniz. 7 gün içinde en fazla iki kez uygulayacağınız bu işlem sonrası yüzünüzü sadece suyla temizleyiniz ve eğer dışarı çıkacaksanız, güneşten korunacak şekilde dışarı çıkınız.

1 tatlı kaşığı sızma zeytinyağı, 1 çay kaşığı organik/gerçek katkısız bal, 2 çay kaşığı limon suyu ve 2 çay kaşığı kabartma tozu ekleyin.  Uygun bir kapta en az yarım saat bu malzemeleri, özleri birbirleriyle iyice harmanlanıncaya kadar karıştırın.  Karışımı, cilde uygulayın ve dairesel hareketle hafifçe masaj yapın. 15 dakika sonra ılık suyla yıkayın. Haftada bir kez işlemi tekrarlayın.

2 çorba kaşığı karbonat, 1/4 su bardağı limon suyu ve 2 çorba kaşığı toz haline getirilmiş esmer şeker bir fincan içinde birleştirilir. Malzemeler dengeli bir şekilde harmanlanıncaya kadar karıştırılır ve sonra işlemi sadece temizlenmiş cilde uygulayın. Cilde yumuşak bir şekilde parmaklarınızla masaj yapın, kahve renkli lekelere veya sorunlu alanlara konsantre olun. Maskenin 15 dakika kadar yüzünüzde durmasına izin verin ve sonra ılık suyla durulayın.

 

Cilt Lekeleri İçin Elma Sirkesi

Hepimiz pürüzsüz, kusursuz, ipeksi bir cilt isteriz. İstenilen cilt o kadar doğal bir güzellikle parlar ki, ona makyaj yapmak bile gereksizdir.  Ne yazık ki, güneş maruziyeti, çevresel toksinler ve genetik mirasımız, derimizin aleyhine karşı her gün çalışıyor. Elma sirkesi bu lekeleri giderici bir maddedir.

CİLT ÜZERİNDEKİ KAHVERENGİ LEKELERİN NEDENLERİ

Melanin ciltte doğal olarak rastlanılan bir pigmenttir. Bir bölgede çok fazla melanin üretilirse, sonuçta ciltte kahverengi bir leke oluşumu başlar. Kahverengi lekeler, güneş lekeleri, cilt lekelemesi ve kahverengi yüz pigmentasyonu gibi birçok adı vardır melaninin.

POST-İNFLAMATUVAR HİPERPİGMENTASYON: Hiperpigmentasyonun bu türü, sivilce sonrası iyileşme, iyileşen kızarıklıklar veya yetersiz uygulanan lazer teknikleri veya kimyasal peeling gibi cilde iltihap travması nedeniyle ortaya çıkar.

Yaşlanma: Yaşlılık yaşlanma sürecinin bir parçası olarak yaşlı yetişkinlerin genellikle yüz, ön kollar ve eller üzerindeki küçük koyulaştırılmış lekeler oluşur.

Güneşe maruz kalımı Tekrarlanan ve uzun süre güneşe maruz kalma, yüz, boyun, omuz, kol ve eller gibi güneşe maruz kalan cilt bölgelerinde kahverengi lekelere neden olabilir.

FOTO FACIAL LAZER YÖNTEMİ

FotoFacial, pigmentli kahverengi lekeleri parçalayan ve birkaç gün içinde lekelenmeyi ortadan kaldıran bir lazer yöntemidir. Buna ek olarak, cilt yüzeyinin altında bulunan kan damarlarını pıhtılaştırır. Çoğu kişi kızarıklıkla beraber belirgin bir iyileşme ve kahverengi lekelerin giderildiğini gözlemler.

Tedavi genellikle 15-30 dakika sürer. Bu işlem için anestezi gerekli değildir. . En iyi sonuçlar için genellikle 1-4 oturum almanız önerilir.

Foto Facialteknolojisi büyük hassasiyet ve güvenlik içermesiyle tanınır. Cilt kırmızı görünebilir veya kızarmış olabilir, ancak bu genellikle birkaç saat içinde kaybolan etkilerdir. Kahverengi lekeler, birkaç gün kadar daha pürüzlü hale gelebilir. Koyu renkli ciltli bireyler, bu tedaviye uygun olmayabilir. Bronzlaşmış olan hastalar, bu işlem öncesi, bronzlaşmalarının geçmelerini beklemelidirler. İşlem sonrası yüzünüzü iyi temizlemeli ve nemlendirmelisiniz. Güneşe aşırı maruz kalmamak ve bronzlaşmaktan kaçınmalısınız. Güneş kremi kullanılması tavsiye edilir.

KAHVERENGİ NOKTALAR İÇİN PEELİNG

Kimyasal Peeling, cildi yenilemek ve canlandırmak için kullanılan klasik bir kozmetik prosedürdür. Kimyasal peeling, yüzeydeki renk değişimlerini ve hiperpigmentasyonunu azaltarak cildin en yüzeysel katmanlarını soymak için asitli bir solüsyon olarak kullanır. Metot ölü dokuyu temizleyerek, ton ve doku geliştirilmiş yeni cilt hücrelerini ortaya çıkarmak için çalışır.

Güneş hasarı, melazma ve sivilce yara izi temizlemek için uygulanır. İşlem sonrasında cildin yenilenmesi 24-48 saat  aralığındabaşlar ve 7-8 gün sürer. Tipik sonuçlar: birinci tedaviden sonra görülür ve birkaç ay sürebilir. Akne lekeleri nedeniyle hiperpigmentasyon için mükemmel bir seçenektir.

Cilt peelinglerinin, aspirine karşı bilinen bir alerjisi olan, aktif soğuk yaraları olan, hamile olan, kemoterapi alan veya tedavide yakın zamanda ağda kalmış olan kişiler için önerilmediğini unutmamak önemlidir.

CİLT LEKELERİ İÇİN ELMA SİRKESİ UYGULAMASI

Elma sirkesi, kadim uygarlıklardan bu yana tedavi amaçlı kullanılan özel bir şeydir. Elma sirkesi, özellikle ev yapımı elma sirkesinin faydaları saymakla bitmez. Salatalarımızda ve bazı yemek çeşitlerinde çokça kullanılan elma sirkesi, cildimize müthiş faydalar sağlamaktadır.Elma sirkesinin bazı ilaçların içeriğini oluşturduğu fazla bilinmez.

Yapılan klinik deneyler ve ciddi tıp makalelerinde, elma sirkesinin, kilo vermekten, tansiyon düşürmesine, diyabet hastalığına iyi gelmesinden reflü tedavisine kadar birçok derde derman olduğu tespit edilmiştir.

Doğal elma sirkesi, midemizde yaşayan yararlı bakteriler olan probiyotiklerin oluşumuna muazzam destek verir. Asetik asit içeriğiyle elma sirkesi, kullanıldığı yerlerde zararlı bakteri ve enfeksiyonu söker atar. Doğal yapısı, polifenol içeriğiyle, bağışıklığı kuvvetlendirir, cilt lekelerini temizler.

Alkali dengesini kuran elma asidi, vücudu toksinlerden arındırır.  Alerjik reaksiyonlara karşı koruyucudur. Sırf bu özellikleriyle bile, dünya sağlık örgütü tarafından bütçe ayrılarak incelenmesi sağlanmış bir kaç doğal üründen biridir. Bu incelemelerden alınan ilk sonuçlar, cilt lekelenmesi, cilt hastalıkları, özellikle egzamaya karşı tedavi edici etkisi yüksek bir ürün olduğuyla alakalı güzel haberlerdir.

Cilt lekelerine karşı elma sirkesi uygulanması halinde, elma sirkesinin asetik asidi, sert ciltleri yumuşatır. Güneş lekeleri ve diğer istenmeyen cilt lekelerini temizler. Suyla karıştırılan elma sirkesinin cilt lekeleri üzerinde gözle görülür etkileri vardır. Cilt lekelerinden kurtulmak isteyen kişiler, bir çay bardağı elma sirkesini yarım çay bardağı temiz suyla karıştırır ve bir pamukla, sabunla temizledikleri ciltlerine bunu hafifçe uygularlar, ciltte birkaç dakika durması gerekir. Yalnız önemli bir husus şudur; elma sirkesini mümkünse evinizde yapınız. Kendi yaptığınız elma sirkesi doğal olacağı için daha faydalı olacaktır. Evde elma sirkesi yapmak oldukça basittir. Elma sirkesini cilt lekeleriniz üzerinde denedikten sonra cildinizin parladığına şahit olacaksınız.

Vücudunuzun tamamında cilt lekesi varsa, küvetinizde elma sirkeli kürü uygulayabilirsiniz. Küvetinizi ılık suyla doldurun. 5 bardak elma sirkesini, gireceğiniz küvet suyuna dökünüz. Sirkenin asetik asit içeriği sayesinde, lekelerin daha ilk kürde beyazlamaya başladığını göreceksiniz.

 

Sivilce Nasıl Geçer?

Genellikle ergenlik çağı ile birlikte başlayan sivilce (akne) çok sık karşılaşılan cilt problemlerinden biridir ve tedavi edilmez ise ciltte kalıcı izler bırakabilir. Ciltte yağ oranı yüksek noktalarda çıkar. Çoğunlukla ergenlik döneminde görülmekle beraber her yaşta görülebilen bir cilt hastalığıdır. Çoğunlukla yüz, göğüs, boyun, omuz ve sırt bölgesinde görülmektedir. Özellikle yüzdeki sivilceler tedavi edilmediği takdirde kalıcı bir iz bırakarak fiziksel görüntünün bozulmasına sebep olur. Buda genellikle insanlarda psikolojik etkilere yol açar. Bu sebeple sivilce tedavisi önemli bir etkendir. Sivilceler bazen beyaz bazen siyah noktalar şeklinde çıkmaktadır. Bazen ise sert kistler şeklinde oluşur ve ağrıya sebep olur. Püstül adı verilen iltihaplı sivilceler de vardır.

Sivilce İçin Yapmanız Gerekenler

İlk olarak cilt temizliğine özen göstermeniz gerekmektedir. Cildinizi günde iki kez sabah ve akşam tahriş etmeyecek şekilde düzenli olarak yıkamanız gerekmektedir. Böylece yüzünüzde gözenekleri tıkayan kirlerden kurtulabilmeniz mümkün. Kullandığınız cilt temizlik ürünlerinin cildin doğal ph’ına uygun olmasına dikkat edin. Cildinizi yağlardan kurtarmak için de haftada 2- 3 kere kil maskesi uygulayabilirsiniz. Gözeneklerinizin genişlemesi için haftada bir kez buhar banyosu yapabilirsiniz. Bu şekilde siyah noktalardan kurtulmanız da kolaylaşacaktır. Beslenmenin sivilce oluşumuyla ilgili bir etkisi kanıtlanamamıştır. Fakat yine de sebze meyve ağırlıklı beslenmeniz daha sağlıklı olacaktır. Uykunun da hormonlar üzerinde etkisi olduğundan dolayı günde 7 saat uyumak hormonların aktivitesini düzeltir. Sivilcelerin sıkılması ciltte yaraya sebep olur ve iz bırakır. Üstelik sivilcenin iltihaplanarak yayılmasına neden olur. Ihlamur ve rezene gibi çaylar cilde çok faydalıdır ve mikrobu temizlemeye yardımcı olur.

Sivilcenin Oluşumu

Kıl köklerinin içerisinde yer alan yağ bezlerinin cilde açılan kanalları vardır. Bu kanalların tıkanmasıyla birlikte sivilce oluşumu meydana gelmektedir. Bu yağ bezlerinden sebum adı verilen bir madde salgılanarak cildi korumaya yardımcı olur. Kıl kökünden dışarıya çıkamayan sebum birikerek sivilce oluşmasına sebep olur. Bu maddenin burada birikmesiyle birlikte bakterilerde oluşur ve bu bakterilerin çoğalması ile birlikte ciltte iltihap, kızarıklık, ağrı ve şişlik oluşur. Bu durumun uzun sürmesi ile birlikte sivilce patlayarak dışarı çıkar.

Sivilce Tedavisi

Cildinizde oluşan sivilceleri tedavi etmeniz uzun sürebilir ve iyileşmesi zaman alabilir. Yani tedaviye yanıt vermesi uzun süren bir cilt hastalığıdır. Bu nedenle sabırlı olmanız ve tedaviye düzenli olarak devam etmeniz gerekmektedir. Bir cildiye uzmanına başvurarak tedaviye başlayabilirsiniz. Sivilce tedavisinde kullanılan çok sayıda ilaç bulunmaktadır. Bu yüzden hangi ürünü kullanacağınıza cildiniz için en uygun ilacın hangisi olduğuna doktorunuz karar verecektir. Yoğun sivilceli olan hastalara 2- 3 ay süren bir antibiyotik tedavisi uygulanır. İlaç tedavisinde sivilcenin türü ve şiddeti, hastanın yaşı ve cinsiyeti önemli bir etkendir. Tedaviye yardımcı olmak için cildinizi yumuşak bir sabunla yıkamanız önerilir. Cildinizi çok kurutacak temizleyicilerden ve sabunlardan uzak durmanız gerekmektedir. Cildinize uygun cilt bakım ürünleri kullanmalısınız. Cildinizi çok yıkamanız da cildinizin yağ ve nem oranının düşürür. Bu yüzden çok sık yıkamayın. Cildinizi tahriş edecek giysiler giymeniz de sivilcenin iyileşmesini geciktiren bir etkendir.

Sivilce Oluşumunu Arttıran Faktörler

Sivilcenin oluşumunu etkileyen birçok faktör vardır. Yani sivilcenin tek bir etkenden değil birden fazla etkenin bir araya gelmesinden oluşur. Deride bulunan p.acnes bakterisinin çoğalmaya başlamasıyla birlikte sivilce de artmaya başlar. Sivilce oluşumu genetik olabilir. Yani anne ve babanızda sivilce olması sizde sivilce olması ihtimalini arttırmaktadır. Ayrıca sivilce oluşumunda hormonların da büyük bir etkisi vardır. Sivilcenin oluşumuna sebep olan hormonların başında androjen grubu hormonlar yer almaktadır. Androjen hormonlarının artması ya da derinin bu hormonlara karşı hassas bir duruma gelmesi sonucu sivilce oluşur. Güneş ışığının sivilceleri iyileştirmede etkisi olduğu bilinmektedir. Fakat uzun süreli güneş ışığı da ciltteki lekeleri arttırır. Sivilcelerinizi kapatmak için kullanacağınız kozmetik ürünleri sivilcelerin daha da artmasına ve kötü olmasına yol açar. Çünkü makyaj deri gözeneklerini tıkayarak cildi bozar. Sivilcenin oluşmasına sebep olan etkenlerden biri de stres ve endişedir. Özellikle öğrenciler için sınav dönemleri çok stresli geçer ve bu dönemde sivilce oluşumu daha da artar. Kadınlarda adet dönemlerinde hormon miktarının değişmesi ile birlikte de sivilce oluşumu meydana gelir.

Kinoa Mucizesi

Kinoa yüksek besin değerine sahip çok faydalı bir bitkidir. Kinoa yetiştirilen bölgenin dışında yetiştirilemeyen bir bitki olduğundan dünya genelinde çok bilinen bir bitki değildir. İlk çağlardan bu yana Latin Amerika da ana besin kaynağı olarak kullanılmaktadır. And dağlarında yetişmektedir. Tahıl olmayan ama tahıl gibi kullanılmaktadır. Çok eskiden kullanılan fakat günümüzde yeni yeni keşfedilmektedir. Kinoa  amaranthaceae ait  chenopodium bitkisinden elde edilen yenilenebilir bir tohumdur. Tahıllara benzer yönleri olsa da, buğdaygillerden değildir. Ispanak ve pancar gibi bitkilere daha yakındır. Asıl adı ‘Chenopodium quinoa’ dır. Yüksek besin değeri ile dikkat çeker. Aminoasit ve protein kaynağı olan kinoa, insan vücudu için gerekli olan 9 aminoasidin tamamını içerir. En fazla aminoasit içeren ete oranla kinoa aminoasitlerin emilimi bundan çok daha fazladır. Kinoa bunun yanında;  vitamin, mineral ve kilo vermenin bir numaralı anahtarı olan lif içerir. İçeriğinde bulunan  A, B, C, D ve K vitaminleri; magnezyum, demir, çinko, kalsiyum ve fosfor minerallerine sahiptir.

KİNOA’NIN FAYDALARI

  • Kinoa oksidatif strese karşı alp, karaciğer, böbrek, akciğerler ve pankreasın korunmasına yardımcı olan antioksidan içerir. Birçok tahılla karşılaştırıldığın da kinoanın antioksidan seviyesi çok fazladır.
  • Bu antioksidanların faydalarından bazıları fenolikler, polifenoller, antosiyaninler olarak sıralanabilmektedir.
  • Kinoa çok fazla protein içermez ancak yüksek protein kaynağı olarak kabul edilir. Oldukça yararlı ve iyi  lizin, metionin ve triptofan gibi temel amino grup asit kaynağıdır. Oldukça faydalı bir tohumdur. Bunların hiç biri vücutta sentezlenmez.
  • Kinoa da bulunan kalsiyum miktarı sütle eş değerdir. Bu açıdan süte ve süt ürünlerine alerjisi olan insanlar için kinoa iyi bir seçenektir. Kalsiyum kemik, sinir ve beyin için oldukça önemlidir.
  • Karaciğerde bulunan ve diyabete neden olan kötü kolesterolü ortadan kaldırır. Aynı zamanda oluşumunu engeller.
  • Tam bir B vitamini deposudur. Diğer tahıllarla karşılaştırıldığında kinoa bu konuda oldukça etkilidir.

Diyabete Karşı Kinoa

  • Diyabet riskini azaltır yüksek oranda karbonhidrat emilimini kolaylaştırır. İyi bir çözünür lif kaynağıdır bu nedenle kan şekeri kontrolü sağlamaktadır ve glikoza karbonhidrat dökümünü yavaşlatmaya yardımcı olur. Oluşan  Fenolik asitler, E vitamini bileşikleri ve hücre duvarı polisakaritleri de dâhil olmak üzere  anti-inflamatuar besinler, her tip 2 diyabet riski ile ilgili olan istenmeyen iltihabı azaltmaktadır.
  • Kinoa da bulunan yüksek lif içeriği kolesterolü azaltmaya yardımcı olmaktadır. Kinoa çözünür lif safra asitleri ile bir araya gelerek kötü kolesterol olarak bilinen LDL kolesterol seviyesini düşürmektedir. Hayvan bazlı proteine alternatif olarak kullanılabilir.
  • Kinoa kan basıncını kontrol eden bir etkiye sahiptir. Tahıl türleri arasında en fazla potasyuma sahiptir. Aynı zamanda kan seviyesini dengelemek ve düşük kan basıncını korumak için sodyum içermektedir. Magnezyum açısından oldukça zengin olan kinoa kan basıncı düşürmek için kullanılan vazodilatördür (damar genişletici etkisi olan maddelerin genel adı).
  • Kinoa sindirim sistemi için etkidir. Aynı zamanda hazımsızlığa ve kabızlığa iyi gelmektedir. Kabızlık nöbetlerinin sıklığını azaltmak için kinoa kullanabilirsiniz.
  • Kinoa demir bakımından yüksek besin değerine sahiptir bu nedenle anemi problemi olan insanlar önerilebilir. Anemi hastaları diyet programlarına ekleyerek destek kazanabilirler.
  • Kinoalar iltihap riskini azaltmaya yardımcı olmaktadır.  Obezite, enflamasyon ve hastalığı önlemek açısından önemli olan sağlıklı bağırsak mikroplarına (bağırsaktaki dost bakteriler) destek olarak fayda sağlamaktadır.
  • Lifli ve protein içermesi sayesinde kilo vermeye yardımcıdır. Tokluk hissi verdiği için kilo problemi çeken insanlar önerilir.
  • Hastalıklardan koruyarak vücut direncini arttırır.
  • Migrene karşı da kullanabileceğiniz mucize bir tohumdur kinoa, beyin damarlarını genişleterek oluşan ağrıyı geçirecektir. Besin programınıza eklemenizde fayda büyük faydası vardır.
  • Hamile bayanlar için de önerilebilen bir besin kaynağı, enerji vermesi nedeniyle rahat bir hamilelik geçirmenize yardımcı olur. İçeriğinde bulunan vitamin ve mineraller bebeğinize de fayda sağlayacaktır. Aynı zamanda emziren annelere de önerilir.

 

KİNOA’NIN YAN ETKİLERİ

  • Yüz yıllardır kullanılan kinoayı doğru miktarda kullanıldığında zarar yaratmaz.
  • Doğal bir saponin kaplaması olduğu için yıkayarak tüketilmeli aksi takdir de mide de yaralara sebep olabilir.
  • Bunların dışında kinoanın kullanımıyla ilgili raporlanmış herhangi bir yan etki görülmemiştir.

Şifalı Yasemin Bitkisi Ve Sağlığımıza Faydaları Nelerdir?

Bitki çayları arasında aromalı ve hoş kokulu dediğimizde ilk aklımıza yasemin çayı gelir.  Yasemin çok faydalı bir bitkidir. Zeytingiller familyasının Jasminum cinsinden gelmektedir. Yıl boyunca yeşil kalabilen ve beyaz renkli çiçekleri olan yaseminin 200’e yakın çeşidi vardır.  Diğer isimleri  ‘ Yasemen, Jasminum, Jasmine, Jasmin ’ olarak biliniyor. Himalaya ve Çinin batısından geldiği söylenen yasemin eski Çin, Fars ve Mısır yazılarında bahsedilmektedir. Aynı zamanda Arap yarım adası ve Çin ipek yolunda ticareti de yapılmıştır. Yasemin Endonezya, Pakistan ve Filipinler’in ulusal çiçeğidir. Yasemin çayı kokusu ile etkilediği gibi faydaları ile de çok faydalı bir bitkidir. Yasemin kalp krizi riskini azaltır, bağışıklık sistemini güçlendirir, diyabet sorununu giderir, sakinleştiricidir, kalp damar oluşumunu engeller, sindirim sürecini iyileştirmekte ve kolesterol değerlerini düşürmekte vb. gibi birçok faydası vardır. Aynı zamanda Yasemin çayı tüketmek kateşin ve epikateşin gibi vücudumuzda nadir bulunan oldukça faydalı antioksidanları temin etmekte oldukça etkilidir.

YASEMİN ÇAYININ FAYDALARI

  • Yaseminçayının sakinleştirici kokusunun yanın da stres gidermek için de oldukça etkilidir. Gerginlik ve endişeyi azaltmaktadır. Stres ve endişe gibi sorunlarınız varsa bir fincan yasemin çayı rahatlamanıza yardımcı olacaktır. Aynı zamanda baş ağrıları ve kas ağrılarına iyi gelmektedir. Yapılan araştırmalara göre yasemini 5 dakika kokladığınız da kalp hızını olması gereken seviyeye getirerek sakinleşmesini sağlamaktadır.
  • Yaseminçayının en çok övülen yanı yumuşak ve lezzetli tadının içeriğinde bulunan yüksek antioksidan özelliğidir. Yaseminçayının içeriğinde bulunan en önemli antioksidan kateşinlerdir. Yasemin çayının içeriğindeki bu antioksidan diğer çaylarda bulunanlardan farklıdır. İçeriğinde  kateşinler antioksidanları yasemin çayının talep görmesinin en önemli nedenidir; çünkü kateşinlerin vücutta bazı ciddi hastalıkların önlenmesi için oldukça etkili olduğu belirtilmiştir.
  • Yaseminçayı kalp ve damar hastalıklarının tedavisine çokça kullanılır. Çünkü yasemin çayı LDL kolesterolünü engellemektedir ve böylece LDL kolesterolünün iltihaplanmasını engellemektedir. Aynı zaman da bu da vücuttaki kısıtlı kan akışı oranını azaltmakta böylece kalp krizi geçirme riskini düşürmektedir.
  • Yaseminçayının antioksidan özelliği çok güçlüdür bu nedenle vücutta deforme olan serbest radikallerle savaşabilmektedir. Bu serbest radikaller vücutta ki kanser hücrelerinin gelişmesini sağladığı bilinmektedir. Antioksidanlar ayrıca yaşlanma sürecini yavaşlattığı gözlemlenmiştir.
  • Serbest radikaller cildinizin tedavi aşamasındaki düzeninin bozulmasına sebebiyet verebilmekte ve kırışıklığa neden olmaktadır. Yani antioksidanın faydalarından biriside yaşlanmaya karşı koruyucudur.Serbest radikaller birçok yönden zararlı olduğu gibi yaşlanma sürecini de hızlandırmaktadır; ayrıca kanserle de ilişkili olduğu zaten bilinmektedir. Yaseminçayı bu sebepten oluşabilecek kanser gelişimini engellemektedir.
  • Yaseminçayı kan dolaşımını arttırmaya yardımcıdır böylece yükselen kan basıncı oluşumu nedeni ile tromboz, felç, kan pıhtılaşması, beyin hasar ve yüksek tansiyon gibi rahatsızlıkların önüne geçmektedir.
  • Aynı zamanda yasemin çayı diyabetin olumsuz etkilerine iyi gelmektedir. Diyabet şekeri metabolize etmektedir fakat yasemin çayı  diyabeti önlemeye yardımcı olmaktadır.
  • İçeriğinde bulunan yüksek derecede antioksidanlar grip ve soğuk algınlığın da oluşan enfeksiyonların gelişimini engellemektedir. Vücuda giren bakterilerin gelişmesini de önlemektedir.
  • Yaseminçayı zararlı bakterilerin yok olmasını sağladığı gibi yararlı olan bakterilerin gelişmesine de yardımcı olmaktadır. Bu özellik sindirim ve gene bağırsak sağlığı için oldukça önemlidir. Bağırsaklar da yararlı bakterilerin yeteli olması IBS ve ülser gibi rahatsızlıklara yardımcı olur.
  • Olukça yararlı olan yaseminçayı metabolizmayı hızlandırır bu özelliği kilo problemi çeken insanlar için oldukça yararlıdır.
  • Kasları rahatlatan özelliği ile yaseminçayı oldukça yararlıdır. Eklem ve romatizma ağrılarını rahatlatmaktadır. 

YASEMİN ÇAYININ YAN ETKİLERİ

  • Tavsiye edilen tüketim miktarının üstünde kullanımı önerilmemektedir. Fazla kullanılması bazı yan etkilere neden olabilir. İçeriğinde bulunan kafein özelliği dikkat arttırmak da ve uyuklamayı azaltmaktadır. Fazla tüketilmesi önerilmez.
  • Hamile ve emziren kadınların kafein nedeni ile kullanmaları önerilmez.
  • Güzel kokulu yasemin çayının ortalama gün 2 fincan içilmesi önerilmektedir. Fazla kullanılması yan etkilere sebep olabilir. Aynı zamanda devamlı kullandığınız bir ilaç varsa doktorunuza danışmadan kullanmayınız.

Saç Yağlanması Hakkında Bilmeniz Gereken Herşey

Saçlarımızla ilgili en sık karşılaştığımız problemlerinden biride yağlanmadır.  Bunu bir hastalık olarak değerlendirmeyin aslında daha çok fizyolojik durumdan kaynaklıdır. Ancak saçtaki yağlanmalar sizi psikolojik olarak olumsuz etkileyebilir. Bu düşündüğünüz kadar kalıcı bir durum olmayıp önlem alınıp önüne geçilebilir. Fakat yağlanmaları önleyici bakım kremlerini aşırı kullanımıda saçı tamamen yağsız bırakabilir bu iyi bir şey değildir. Çünkü saç kökünüzün beslenmesi için yağa ihtiyaç vardır. Genellikle saçlarımızın kirlendiğini yıkanmaya ihtiyacı olduğunu saçtaki yağlanmalardan anlarız. Ama saç yağlanması sadece buna bağlı olarak ortaya çıkmaz farklı sebepleri de olabilir. Tabii ki sebebini araştırmalısınız bunu da bir uzmanla paylaşarak yardım alabilirsiniz.

Saç Yağlanmasını Etkileyen Faktörler

Saç yağlanması neye bağlı ortaya çıkabilir bir bakalım;

  • Hem çevresel hemde genetik olmak üzere daha birçok sebebi vardır.
  • Saç yağlanması diye adlandırdığımız durum aslında saç derisinde meydana gelen yağlanmadır. Yani saç derisindeki yağlanmalar saç kökümüzden tellerine ulaşarak saçın yağlanmasına sebep olur. Saç yağlanmaları kıvırcık ve dalgalı saçlara oranla düz saçlarda daha fazla görülür bunun sebebi ise saç tellerine daha kolay ulaşabiliyor olmasıdır.
  • Beslenme alışkanlıkları da saçın yağlanmasına sebep olarak gösterilebilir. Bunlar genellikle yağlı besinler ve dengesiz beslenme aracılığıyla oluşur.
  • Saçlarla sık sık oynanması uğraşılması da yağlanmaya sebep olur.
  • Belkide en şaşıracağınız durum da çok sıcak suyla yıkanan saç yağlanır mı demek olacaktır. Maalesef çok sıcak su saçı yağlanmadan korumaz aksine saçın yağlanmasına sebebiyet verir.
  • Tabi ki hayatımızın her alanında bizi yoran yıpratan şeylerden bir tanesi de strestir. Stres desaç yağlanmasıda etkileyen bir başka nedendir.
  • En önemli sebeplerden bir taneside saça uygun kullanılmayan şampuan ve aşırı kullanılan saç bakım kremleri ve saç spreyleridir.

Saç Yağlanmasını Nasıl Engelleriz?

  • Öncelikle beslenme alışkanlıklarınızı değiştirin, sağlıklı olan besinleri tüketin ve yağlı yiyecekleri kontrollü tüketin.
  • Saç bakımıyaparken kullandığınız düzleştiriciler, fön makinaları derinin ısınmasına sebep olur. Saç kuru olduğu için saç derisi daha fazla yağ üretir. Bu yüzden bu saç şekillendiricileri çok nadir kullanın.
  • Saç şekillendiriciler saçı kuruttuğu için duş esnasında aşırı sıcak su kullanılır. Aksine saçlarınızı ılık su ile yıkayın.
  • Özellikle saçlarınızda ki yağlanma çok fazlaysa normal market ürünü olan şampuanlardan uzak durun. Saçlarınıza uygun olabilecek ve bir uzmandan tavsiye alarak bitkisel şampuanlar ve bakım kremleri kullanabilirsiniz. Şampuanınızın ve bakım kreminizin özellikle yağlı saçlar için mi üretilmiş olmasına dikkat ediniz.
  • Saçlarınızla gün içerisinde iş stresinden kaynaklı veya genel olarak uğraşmayı seviyorsanız gün içerisinde saçlarınızla çok fazla uğraşmamaya özen gösterin.
  • Saçlarınızı sık sık taramayın çünkü saç taraması saç derisindeki yağlanmanın saç tellerine ulaşmasını hızlandırır.
  • Saç diplerinize bakım kremlerini kesinlikle sürmeyin.
  • Normal zamanlarda bile yağlanan saçlara sahipseniz kuru şampuan kullanmalısınız. Kuru şampuanı saç diplerinize uygulayın ve 2-3 dakika bekletin daha sonra dişleri sert olan bir tarak yardımıyla saçlarınızı tarayın.
  • Saçlarınıza şekil vermek için kullandığınız jöle, sprey veya saç köpüğünü saç deriniz ve saç köklerinizden uzak tutun. Saçlarınızı bu tür ürünlerden arındırmak istiyorsanız sirkeli su veya limondan faydalanabilirsiniz. Limon saça kuru bir etki bırakacağı için duştan sonra saç ıslakken uygulayın ve istediğiniz şekli tarak yardımıyla şekillendirin. Sirkeli su için ise 1 ölçeğe 5 ölçek su olacak şekilde kullanabilirsiniz. Öncelikle saçınızı şampuanlayıp duruladıktan sonra bu karışımla saçlarınızı tekrardan durulayın. Duştan çıktıktan sonra sirke kokusu alabilirsiniz bu koku saç kuruduktan sonra gidecektir. Saç kurutmak için fön makinasını kullanmayın. Bir havlu yardımıyla saçlarınızın kurumasına yardımcı olabilirsiniz.