Hipofiz ve Tiroid Bezi

Hipofiz

Salgı bezlerinin en önemlisi ve yöneticisidir. Beyinin tabanında yer alır. Aslında onun bir çıkıntısıdır. Çok sağlam bir kemik beşikle çevrelenmiştir. Bu oluşun onun çok iyi bir koruyucusudur. Önemli salgı bezini beden iyi bir yere yerleştirmiştir. Hipofiz, aynı zamanda «bezlerin bezi» olarak da tanımlanır; çünkü öbür salgı bezlerini yöneten ve çalıştıran hormonlar da çıkarır. Salgıladığı hormonlardan biri, adrenocorticotropic, çok ilginçtir.

Böbrek üstü bezinin dış kabuğunu, «cortisone» çıkarmak üzere uyanır. Bu olay, biyolojik bir durum dur, fakat son yıllarda anlaşıldı ki,   Addison hastalığı «böbreküstünde meydana gelen bazı değişikliklerin sonucu olan bronz-deri hastalığı», alkolizm, bronşlardaki astım,   ateşli romatizma, soğuklara duyarlık, yılan sokması,   bazı zehirlenmeler, aşırı yanıklar, göz ve deri iltihapları gibi birçok olayda ve mafsal romatizmasında, bu hormon, şaşırtıcı iyileşmeleri sağlamaktadır.

Tıp bilimi hâlâ onun bu rahatlamayı nasıl sağladığını araştırmaktadır.   Kısaca ACTH denen bu hormon, tedavi edici olarak kullanılmaktadır. Uzmanlar bunun kortizondan daha iyi sonuç verdiğini açıklamaktadırlar.   Hipofiz bezi, aynı zamanda gonadotropik hormonları da salgılar. Bir başka salgısı da, tiroid bezini etkileyen tyrotropik hormondur.   Bedenin uzunluğuna büyümesini sağlayan büyüme hormonu da çıkarır. Eğer bu hormon çok salgılanırsa, dev gibi bir insan gelişir.

Tiroid Bezi

Soluk borusunun iki yanına yerleşmiştir. Yapı sında iyot bulunan ve thyroxine denen bir hormon çıkarır. Bu nedenle, eğer beslenmede iyot uzun bir süre eksik kalırsa, bu eksikliği karşılamak üzere tiroidler daha çok çalışır ve büyürler. Sonunda bu büyüme, guatr hastalığı olarak tanımlanır. Guatr dengeli bir beslenme içinde yeterince iyot sağlanırsa kısa zamanda iyileşebilir.

Sağlıklı tiroidlerin önemini kavrayan insan, iyot ihtiyacının ne demek olduğunu anlamıştır. Tiroksin denen hormon, kan dolaşımıyla bütün bedene dağılır, bütün hücrelere gerekli enerjiyi ve normal beden ısısını sağlamak amacıyla yeterince besin yakmalarını sağlar. Tiroksin, bedenin her yanındaki kanın normal dolaşması için kalbin normal bir hızla çalışmasına da yardım eder.

Yeterince iyot alınmazsa, salgılanan tiroksin de yeterli olamaz. Bu durumda bedendeki tüm olaylar yavaşlar. Kalb daha yavaş çalışır, soluk alıp vermeler daha bir ağırlaşır,   sindirim sistemindeki kasılmalar daha güçsüz ve seyrek olur ve sindirim bozukluğu ile pekliğe yol açar.

Enerji üretmek üzere daha az kalori üretilir. Tiroksin azlığının yol açtığı bu değişmeler,  esenlikle bağdaşmayan durumlar yaratır. İyot eksikliği bulunan   insan, hareketsiz, dayanıksız ve soğuk havaya karşı duyarlı olur.

Çabucak şişmanlar; kaloriler enerji olarak kullanılmaz ve birikirler; kalb atışı yavaşlar ve bozuk bir kan dolaşımından ileri gelen çeşitli değişmeler   görülür;   el ve ayaklar soğuktur ve çabuk üşür; cilt kuru ve pul puldur; saçlı deride kepeklenme başlar; parlaklığını yitiren saçlarda dökülme görülür; tırnaklar daha kolay kırılır… İyot azlığında zekâ ve bellek de zayıflar; çünkü beyine daha az kan gider. Aylık kanamalar çoğu kez sıklaşır.   Başağrıları artar.   Böyle bir insan,   başkaları üşümezken üşür ve aşırı sıcaklardan da fazlaca yakınır; çünkü, yavaşlayan kan dolaşımı, bedeni ısıtmadığı gibi yeterince soğutamaz.

Hipotiroidi denen tiroidlerin az çalışması, az miktarda iyot eksikliğinin sonucudur. Son araştırmalar, farkına varmasalar da birçok insanın bu durumda olduğunu göstermiştir. Belirtiler, iyot miktarının azlığına göre değişir; kimi zaman o kadar belirsiz olur ki, insan kendisini sağlıklı sanır; değişik-

İlgin ölçüsü ne olursa olsun, insanın beyinsel ve bedenel gücünü azaltır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.