Siyaset Nedir?

Köken olarak Arapçadan dilimize geçmiş bir kelime olan Siyaset Arapçada sasa veya siyasa diye kullanılan bu kelime seyislik, at bakıcılığı, 2. devlet yöneltme, yönetim anlamlarını taşır. Politikanın ise kelime anlamı olarak belirttiği ise 1. olarak devletin etkinliklerini amaç yöntem ve içerik olarak düzenleme ve gerçekleştirme esaslarını bütünü 2. olarak davranış şekli ve düşünce anlayışı 3. olarak ise mecazi bir anlam ifade eder yani istekleri doğrultusunda konulmuş hedeflere varmak için karşındakiyle empati kurup duygularını okşama, zayıf noktalarından faydalanıp kendi doğrusunu benimsetmektir.

Siyaset kelimesi 14. yüzyıldan sonra kullanılmaya başlanmıştır. Eş anlamlısı olarak bildiğimiz politika kelimesi ise 20. yy itibariyle yaygınlaşmıştır. Genel bir ifadeyle şunu diyebiliriz siyaset, insanları yurttaşlık düzeyinde etkilemektir. Geçmişten bugüne sürekli bir anlam değişikliğine ve genişlemesine uğramıştır. Bir toplumu kontrol altında tutmak ve onları ikna edebilmek için ortak bir uzlaşmaya gidilebilmesi de diyebiliriz.

Siyaset sözcüğü, çok geçmiş (Antik Yunan) dönemlerinde kullanılsa da modern zamanlara kadar pekte bir anlam ifade ettiği söylenemez. Çünkü o zamanlara dek mutlak monarşiler hakimdi. Politika dediğimiz halkı etkileme ve idare etme çalışmaları krallıklar dönemlerinde pekte uygulanamazdı. O zamanlar da sadece Yunan ve Roma devletlerinde az da olsa uygulanabiliyordu. Ondan sonra Avrupa da mutlak monarşilerin sarsılmasıyla uygulanmaya başlanmıştır.

Mutlak monarşiler sarsılmaya başladıktan sonra kral tanrı diye kabul edilenler Fransız Devrimi gibi isyanlarının de etkisiyle dünyada ki bir çok kültür ve hukuki yapıdan haberdar olup ve onlardan etkilenmeye başlamışlardır. Dünya artık birbirinden haberdar olmaya başladığı için her ne kadar krallık bitmiş olmasa da insanlar özgürlük istemeye başlamıştır. Bunların etkisiyle insanların ikna ve kontrol çabaları doğdu. Demokrasiye geçiş çok uzun ve zorlu bir süreç olmuştur. Halkın iradesi de artık yönetimde belirmeye başlayınca politika temel unsur oldu. İnsanlar bugüne dek haklarının savunulduğunu düşünüp aldatıldılar bu yüzden kendilerini politikacılara teslim etme yoluna gittiler.

Politikacılar çoğu zaman gerçek anlamıyla halkı temsil etmeye başlamıştı. Malesef unutmamamız gereken bir şey var ki demokrasinin çağdaş toplumda çok yeni bir olgu olduğu ve binlerce yıl mutlak krallığın iktidar olduğu. Demokrasinin dünya çoğunluğuna dağılması 2. dünya savaşına sonrasına kadar uzun bir süreçte olmuştur. Bu zamana dek politikacılar büyük güçler arasında elçi görevi gören ayrıcalıklı kişilerdi. Aslında demokrasi için dünyada en fazla 50 yıllık bir zamandan söz edilebilir. Mutlak monarşi içinde daha fazla bir süre yoktur aslında. Çok uzun dönemlerden beridir karşı kaşıya kaldığımız bir gücün varlığını da unutmamak gerekir. Kapital yani büyük sermaye, zenginlik bu güç binlerce yıl insanlara hükmetmiştir. Ne yazık ki devlette böyle bir hükmün aracıydı.

Siyaset Algısı

Ne yazık ki insanların güvenip kendilerini teslim ettikleri politikada artık “halkı oyalayanlar” anlamına gelmiştir. Siyasetçilik, bir rütbe bir meslek ya da ele geçirme pozisyonudur. Oysa ki halkı temsil edip yönetenlerin mevki ve mal kaygısı olmamalıydı. Bireyleri yücelten siyaset anlayışı temsilcilik amacına aykırıdır. Bugün ki durumuna bakacak olursak siyaset ancak bir paravandır. Kişilerin kendi şahıslarını tatmin ettiği bir davranıştır. Oysa gerçek politikada devlet kendi menfaatini bir yana bırakıp, kişilik olgusundan vazgeçip, halkı yönetiminde temsil etmeye önem vermelidir. Hepimizde görüyoruz ki günümüz politikacıları isim, mevki, hatta para için bu yola çıkmışlardır.

Peki içinde gerçekten temsilci olmak hiçbir beklentisi olmadan bu yola canını koymak isteyen yok mudur? Elbette bunlar halen bile hayatımızın için var olup yazarlık, sanatçılık, eğitimcilik ya da işsizlik yapıp önemsiz insanlar olmaya çalışıyorlar. İçlerinde cumhurbaşkanı veya başbakan olabilecek elbette kişiler vardır ama onlar önemli olmanın kötü düzende kötü olmak anlamına geldiğini savunur.

Politikacıların güç peşinden koşan simsarlar olduğu gören ve bilen halk bu düzenin böyle gitmeyeceğini anlayıp buna engel olacaktır. Belki o zaman aramızdaki hiçbir şey olmaya çalışan insanlar o zaman bizi temsil etmeye başlayabilirler. Böylelikle olması gereken politika düzeni var olmuş olur ve artık bir kaç kişilik ailelerde değil milyonlarca ailede temsilci olacaklardır. yani 1-2 kişiye değil bütün bir millete babalık yapacaklar.
CHARLES DEGAULLE’nin dediği gibi “politika, politikacılara bırakılmayacak kadar ciddi bir meseledir.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.